top of page

KOMBİSİNİ AÇMAYAN KOMŞU

Güncelleme tarihi: 5 gün önce

Kombisini Açmayan Komşuya Ne Yapılabilir? Müdahale, Bağımsız Bölüm, Isı Yalıtım, Kat Malikleri Genel Kurul Toplantı Kararı, Kat Mülkiyeti Kanunu Uyarınca Hakimin Müdahale Talebi, Fatura, Doğalgaz Faturası, Komşum Kombisini Açmıyor, Alt Komşu, Yan Komşu, Üst komşu, 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, Yönetim Planı, Kombi, Isınamıyorum


Daha önce sitemizde yayınlamış olduğumuz ve her sene özellikle kış aylarında gündem konusu olan, komşum kombiyi açmıyor ve bana daha fazla doğalgaz faturası geliyor. Bundan dolayı komşumdan bunun bedelini alabilir miyim? Gibi soruları ve cevap arayanlar gündemimiz olabiliyor. Özellikle daha önce yayınlamış olduğumuz "KOMBİSİNİ AÇMAYAN KOMŞUYA DAVA AÇILMASINA KARŞI ELEŞTİRİ VE ÇÖZÜM TEKLİFİMİZ" başlıklı yazımıza gelen sorular ve talepler üzerine, ilgili makalede anlatmaya çalıştığımız bazı meselelerin yanlış anlaşıldığı düşüncesi ile diğer makalemize ek olarak ve biraz daha açıklayıcı olması niyeti ile bu makaleyi kaleme almaya karar vermiş bulunmaktayız. İlgili makalemize aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz. Bu yazımızı okumadan önce https://www.avukatyildirimyildirim.com/post/kombiacmayankomsu linke tıklayarak, ilk olarak bu makalemizi okumanızı tavsiye ederiz.


Ayrıca üçüncü makalemiz olan kombisini açmayan komşu uyuşmazlıklarında dava yolu ve dava dışı çözüm yollarına dair çözümleri daha detaylı kaleme aldığımız "KOMBİSİNİ AÇMAYAN KOMŞU-DAVA YOLU VE DAVA DIŞI ÇÖZÜM YOLLARI" başlıklı makalemize de linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.


Kombisini Açmayan Komşuya Ne Yapılabilir? Müdahale, Bağımsız Bölüm, Isı Yalıtım, Kat Malikleri  Genel Kurul Toplantı Kararı, Kat Mülkiyeti Kanunu Uyarınca Hakimin Müdahale Talebi, Fatura, Doğalgaz Faturası, Komşum Kombisini Açmıyor, Alt Komşu, Yan Komşu, Üst komşu, 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, Yönetim Planı, Kombi, Isınamıyorum
Kombisini Açmayan Komşuya Ne Yapılabilir? Müdahale, Bağımsız Bölüm, Isı Yalıtım, Kat Malikleri Genel Kurul Toplantı Kararı, Kat Mülkiyeti Kanunu Uyarınca Hakimin Müdahale Talebi, Fatura, Doğalgaz Faturası, Komşum Kombisini Açmıyor, Alt Komşu, Yan Komşu, Üst komşu, 634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu, Yönetim Planı, Kombi, Isınamıyorum

Kombi Açmayan Komşuya Yönelik Hukuki Müdahale Tartışması Üzerine Açıklamalar ve Değerlendirmeler


I. Giriş


Son yıllarda özellikle kış aylarında, kat mülkiyetine tabi yapılarda bazı bağımsız bölüm maliklerinin veya kullanıcılarının ısınma sistemlerini çalıştırmaması nedeniyle diğer bağımsız bölümlerde ısı kaybı ve buna bağlı enerji maliyetlerinin arttığı yönünde iddialar gündeme gelmektedir. Bu durum, sosyal medyada ve çeşitli hukuk platformlarında, “kombi açmayan komşuya dava açılabileceği” yönünde genelleştirilmiş ve çoğu zaman bağlamından kopuk değerlendirmelere konu olmaktadır.


Daha önce kaleme aldığımız ve daha detaylı bilgi edinebilmeniz için  "KOMBİSİNİ AÇMAYAN KOMŞUYA DAVA AÇILMASINA KARŞI ELEŞTİRİ VE ÇÖZÜM TEKLİFİMİZ" başlıklı makalemize aşağıda paylaşmış olduğumuz;

https://www.avukatyildirimyildirim.com/post/kombiacmayankomsu linke tıklayarak makalemize ulaşabilirsiniz. Bu iddiaların hukuki dayanaklarının sınırlı olduğu ve mevcut mevzuat çerçevesinde genelleştirilebilir bir yükümlülükten söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Ancak anılan çalışmanın ardından, söz konusu tespitlerin “hiçbir koşulda hukuki müdahalenin mümkün olmadığı” şeklinde yorumlandığı görülmüştür. Bu makalenin amacı; ilk çalışmada ortaya konulan görüşleri açıklığa kavuşturmak, hukuki sınırları daha sistematik biçimde ortaya koymak ve uygulamada yapılan metodolojik hatalara dikkat çekmektir.


II. Kat Mülkiyeti Hukukunda Pozitif Edim Sorunu


634 Sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 18. maddesi, kat maliklerine “birbirlerini rahatsız etmeme ve haklarını ihlal etmeme” yükümlülüğü yüklemektedir. Ancak bu düzenleme, öğretide de kabul edildiği üzere, negatif bir borç niteliğindedir. Başka bir ifadeyle, kanun koyucu kat maliklerinden belirli bir davranışı yapmalarını değil, belirli davranışlardan kaçınmalarını talep etmektedir.

Isınma sisteminin çalıştırılması ise:


  • Süreklilik arz eden,

  • Ekonomik külfet doğuran,

  • Kişisel ve sosyal koşullara bağlı bir pozitif edim niteliğindedir.


Pozitif edimlerin yargı yoluyla zorlanabilmesi, ancak açık kanuni düzenleme veya sözleşmesel yükümlülük halinde mümkündür. Kat Mülkiyeti Kanunu’nda veya ilgili mevzuatta, bağımsız bölüm maliklerine ya da kullanıcılarına konutlarını belirli bir sıcaklıkta tutma ya da ısıtma sistemini çalıştırma yönünde açık bir yükümlülük getiren herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır.


Bu nedenle, yalnızca “kombinin çalıştırılmaması” olgusundan hareketle hukuka aykırılık sonucuna ulaşmak, normatif temelden yoksundur.


III. Rahatsızlık Kavramının Sınırları ve Nedensellik Sorunu


Kat Mülkiyeti Kanunu 18. madde kapsamında değerlendirilen “rahatsızlık” kavramı, her türlü subjektif huzursuzluk halini kapsamaz. Rahatsızlığın hukuki anlamda önem taşıyabilmesi için:


  1. Objektif olarak katlanılabilirlik sınırını aşması,

  2. Olağan hayat akışına aykırı olması,

  3. Somut ve ispatlanabilir bir zarara yol açması gerekmektedir.


Bu bağlamda, bir bağımsız bölümde ısınma giderlerinin artması ile başka bir bağımsız bölümde kombinin çalıştırılmaması arasında doğrudan ve teknik olarak ispatlanabilir bir nedensellik bağının kurulması zorunludur. Aksi halde, varsayıma dayalı değerlendirmelerle hukuki sorumluluk tesis edilmesi mümkün değildir.


IV. “Emsal Karar” Kavramının Yanlış Kullanımı


Uygulamada ve özellikle sosyal medyada sıkça rastlanan bir diğer sorun, münferit yargı kararlarının “emsal” olarak sunulmasıdır. Türk hukuk sisteminde emsal kavramı, bağlayıcı nitelik taşımaz; ancak benzer olaylarda yol gösterici olabilir.

Ancak incelendiğinde, bu tür kararların çoğunlukla:


  • Kötü niyetin açıkça ispatlandığı,

  • Olağan dışı ve istisnai fiillerin mevcut olduğu,

  • Teknik raporlarla zarar ve nedensellik bağının ortaya konulduğu olaylara ilişkin olduğu görülmektedir.


Dolayısıyla, bu kararların soyutlanarak tüm “kombi açmama” durumlarına teşmil edilmesi, hukuki olarak genellenemez.


V. Kötü Niyet İstisnası ve Hakimin Takdir Yetkisi


Belirtmek gerekir ki, hukuki müdahalenin tamamen olanaksız olduğu söylenemez. Ancak bu durum, istisnai ve sıkı koşullara bağlıdır. Özellikle:


  • Bilinçli şekilde ısı kaybını artırmaya yönelik davranışlar,

  • Uzun süreli terk edilerek, kapısı penceresi kırılmış ya da açılmış ve ısı kaybına neden olan bağımsız bölümler,

  • Diğer maliklere zarar verme kastının somut delillerle ortaya konulması halinde, dürüstlük kuralı (TMK m.2) çerçevesinde farklı bir değerlendirme yapılabilir.


Bu noktada hakimin takdir yetkisi devreye girer. Ancak bu takdir yetkisi, genel ve soyut bir kombi çalıştırma zorunluluğu yaratacak şekilde kullanılamaz.


VI. Anayasal Çerçeve ve Sosyal Devlet İlkesi


Kişilerin sürekli bir harcamaya zorlanması, yalnızca özel hukuk ilişkileri açısından değil, anayasal ilkeler bakımından da değerlendirilmelidir. Konut dokunulmazlığı, kişi özgürlüğü ve sosyal devlet ilkesi birlikte ele alındığında, bireylerin ekonomik durumları dikkate alınmaksızın pozitif edime zorlanması ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil edecektir.


Isınma ve enerji yoksulluğu gibi meselelerin, bireysel davalar yoluyla çözülmesi yerine, kamusal ve yapısal politikalarla ele alınması sosyal devlet anlayışının bir gereğidir.


Kat Mülkiyeti Hukukunda Isınma Kaynaklı Uyuşmazlıklar: Normatif Boşluk, Yargısal Sınırlar ve Çözüm Arayışları


I. Kat Mülkiyeti Hukukunda “Ortak Yaşam” Kavramının Sınırları


Kat mülkiyeti rejimi, bireysel mülkiyet hakkı ile zorunlu birlikte yaşam olgusunun kesiştiği özgün bir hukuk alanıdır. Bu rejimde “ortak yaşam”, çoğu zaman soyut bir dayanışma beklentisiyle yorumlanmakta; bireysel tercih alanı ile kolektif menfaat arasındaki sınır yeterince net çizilmemektedir.


Isınma meselesi bu açıdan tipik bir örnek teşkil etmektedir. Zira ısınma, hem bireysel konfor hem de yapının bütününü etkileyen teknik bir unsur olmakla birlikte, doğrudan ortak alan kullanımına girmez. Bu nedenle, kat mülkiyeti hukukunda ortak yaşam gerekçesiyle bireysel konut içi tercihlere müdahale edilmesi, istisnai olarak değerlendirilmelidir.


II. Enerji Tüketimi ve Hukuki Sorumluluk Arasındaki İlişki


Isınma giderleri, doğası gereği bireysel enerji tüketimine dayanır. Hukuki sorumluluğun doğabilmesi için ise yalnızca tüketim farklılığı değil, bu farklılığın hukuka aykırı bir fiilden kaynaklanması gerekir.

Bu noktada şu ayrım önemlidir:


  • Enerji verimliliği sorunu → teknik ve yapısal bir meseledir

  • Hukuki sorumluluk → norm ihlali ve kusur gerektirir


Yalıtımsız bir binada, bir bağımsız bölümün diğerine kıyasla daha fazla enerji tüketmesi, tek başına hukuki sorumluluk doğurmaz. Aksi yaklaşım, teknik eksikliklerin bireylere yüklenmesi sonucunu doğurur ki bu, hukuk politikası açısından da sorunludur.


III. Hukuki Müdahalenin “Son Çare” (Ultima Ratio) Niteliği


Özel hukukta yargısal müdahale, özellikle komşuluk ilişkilerinde son çare olarak başvurulması gereken bir mekanizmadır. Isınma kaynaklı uyuşmazlıklarda da bu ilke geçerliliğini korur.

Dava yoluna başvurulmadan önce:


  • Apartman genel kurulu kararları,

  • Yönetim planı değişiklikleri,

  • Teknik raporlar ve mühendislik çözümleri gibi araçların tüketilmesi gerekir.


Bu araçlar devreye sokulmadan açılacak davalar, hukuki olmaktan ziyade çatışmayı derinleştiren sonuçlar doğurabilir. Ayrıca üçüncü makalemiz olan kombisini açmayan komşu uyuşmazlıklarında dava yolu ve dava dışı çözüm yollarına dair çözümleri daha detaylı kaleme aldığımız "KOMBİSİNİ AÇMAYAN KOMŞU-DAVA YOLU VE DAVA DIŞI ÇÖZÜM YOLLARI" başlıklı makalemize de linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.


IV. Hakimin Rolü: Teknik Sorun – Hukuki Sorun Ayrımı


Uygulamada sıklıkla gözden kaçırılan bir diğer husus, hakimin çözmekle yükümlü olduğu sorunun niteliğidir. Isınma problemleri çoğu zaman:


  • Isı iletim katsayıları,

  • Yapı fiziği,

  • Malzeme yorgunluğu gibi teknik unsurlara dayanır.


Hakim, teknik sorunları hukuki kararlara dönüştürürken bilirkişi raporlarına dayanmak zorundadır. Ancak bu raporlar dahi, hakime genel bir davranış yükümlülüğü ihdas etme yetkisi vermez. Hakimin görevi, mevcut hukuk normlarını somut olaya uygulamakla sınırlıdır; yeni bir norm yaratmak değildir.


V. Isınma Yoksulluğu ve Hukukun Sosyal Boyutu


Kombi çalıştırmama davranışı, her zaman kötü niyetin veya ihmalin sonucu değildir. Ekonomik yetersizlik, enerji yoksulluğu ve sosyal kırılganlık gibi faktörler, bu tür davranışların arkasında sıklıkla yer almaktadır.

Bu bağlamda, bireylerin dava tehdidiyle ısınmaya zorlanması:


  • Sosyal devlet ilkesini zedeleyebilir,

  • Hukuku, sosyal sorunların bastırılma aracı haline getirebilir,

  • Adalet duygusunu zayıflatabilir.


Hukukun bu noktadaki rolü, cezalandırıcı değil; dengeleyici ve koruyucu olmalıdır.


VI. Karşılaştırmalı Hukuk Perspektifi: Kısa Bir Değerlendirme


Karşılaştırmalı hukukta da, konut içi ısınma yükümlülüğü çoğunlukla kamu hukuku çerçevesinde ele alınmakta; özel hukuk ilişkilerine doğrudan yansıtılmamaktadır. Bazı ülkelerde asgari yaşam standartlarına ilişkin düzenlemeler bulunsa da, bunlar bireyler arası dava ilişkisi yaratmaktan ziyade idari denetim mekanizmaları üzerinden işletilmektedir.


Bu durum, Türkiye’deki tartışmanın da özel hukuk sınırları içinde kalması gerektiğini göstermektedir.


VII. Kat Mülkiyeti Hukuku Kapsamında Avukatın Önemi


Kat mülkiyeti hukuku, bir yapının bağımsız bölümleri ile ortak alanları arasındaki hukuki ilişkileri düzenleyen, uygulamada sıkça uyuşmazlığa konu olan bir özel hukuk alanıdır. Apartman ve site yaşamının yaygınlaşmasıyla birlikte kat maliklerinin, yöneticilerin ve kiracıların hak ve yükümlülükleri daha karmaşık hale gelmiştir. Bu noktada, kat mülkiyeti hukukunda uzman bir avukatın rolü, yalnızca dava süreçlerinde değil, uyuşmazlıkların doğmadan önlenmesinde de büyük önem taşımaktadır.


VIII. Sonuç


Isınma kaynaklı komşuluk uyuşmazlıkları, yüzeysel çözümlerle veya popüler söylemlerle ele alınamayacak kadar çok katmanlıdır. Bu alanda:


  • Teknik sorunlar hukuki sorunlara dönüştürülmemeli,

  • İstisnai yargı kararları genelleştirilmemeli,

  • Hukuk, sosyal ve ekonomik gerçeklikten koparılmamalıdır.


Kombi açmayan komşuya karşı hukuki müdahale tartışması, ancak bu çerçevede ele alındığında sağlıklı ve sürdürülebilir sonuçlar doğurabilir.


Sonuç olarak, kombi açmayan komşuya karşı hukuki yollara başvurulabileceği yönündeki genelleştirilmiş söylemler, mevcut hukuk düzeniyle uyumlu değildir. Kombi çalıştırmamak, tek başına hukuka aykırılık teşkil etmez; ancak istisnai koşulların varlığı halinde, somut olayın özelliklerine göre değerlendirme yapılabilir.


Bu nedenle, uygulamada beklenti yaratacak basitleştirilmiş yorumlardan kaçınılmalı; kat mülkiyeti hukukunun sınırları, anayasal ilkeler ve ispat kuralları birlikte gözetilmelidir.


Konu ile ilgili ilk yayınlamış olduğumuz "KOMBİSİNİ AÇMAYAN KOMŞUYA DAVA AÇILMASINA KARŞI ELEŞTİRİ VE ÇÖZÜM TEKLİFİMİZ" başlıklı makalemize aşağıdaki link üzerinden ulaşabilirsiniz. https://www.avukatyildirimyildirim.com/post/kombiacmayankomsu linke tıklayarak, konunun daha iyi anlaşılabilmesi için konu ile ilgili olarak ilk yayınlamış olduğumuz makalemizi de okuyabilirsiniz.


Ayrıca üçüncü makalemiz olan kombisini açmayan komşu uyuşmazlıklarında dava yolu ve dava dışı çözüm yollarına dair çözümleri daha detaylı kaleme aldığımız "KOMBİSİNİ AÇMAYAN KOMŞU-DAVA YOLU VE DAVA DIŞI ÇÖZÜM YOLLARI" başlıklı makalemize de linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Yorumlar


bottom of page