top of page

TEBLİGAT USULE UYGUN NASIL YAPILIR?

27 May
30 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 1 Haz

TEBLİGAT USULE UYGUN NASIL YAPILIR? TEBLİGAT NEDİR? 7201 SAYILI TEBLİGAT KANUNU, TEBLİGAT TÜRLERİ, TEBLİĞ MAZBATASI, BİLİNEN EN SON ADRES, TEBLİGATIN MUHATAPLARI, KOMŞUYA HABER VERİLMESİ, MERNİS ADRESİ, 21-1'E GÖRE TEBLİGAT, 21-2'YE GÖRE TEBLİGAT, İLANEN TEBLİGAT, USULSÜZ TEBLİGAT, TEBLİGAT HUKUKUNDA AVUKATIN ÖNEMİ, UETS ADRESİ, AYNI KONUTTA OTURAN KİŞİLERE VEYA HİZMETÇİYE TEBLİGAT, ELEKTRONİK TEBLİGAT, TEBLİGATIN MUHATAPLARI, İMZADAN İMTİNA, YARGITAY KARARLARI, TEBLİGATIN MUHTARA TESLİMİ, KAPIYA İHBARNAME VEYA KAĞIT YAPIŞTIRILMASI, GEÇERLİ TEBLİGAT, GEÇERSİZ TEBLİGAT, TEBLİGATI ÖĞRENME


Hukuki dinlenilme hakkının en önemli unsurlarından biri, tarafların yargılamadan haberdar edilmesidir. Tebligat bir hakkın doğumuna sebep olabilecek hususun bir şahsa yazılı olarak bildirilmesidir. Bu kapsamda tebligat, yargılama sürecinin sağlıklı şekilde ilerleyebilmesi için vazgeçilmez bir usul işlemidir. Usule uygun yapılmayan bir tebligat ise, tarafların savunma hakkını ihlal edebileceği gibi, yapılan işlemlerin geçerliliğini de tartışmalı hâle getirebilir. Bu nedenle tebligatın, ilgili mevzuatta öngörülen şekil ve şartlara uygun olarak yapılması büyük önem taşımaktadır.


TEBLİGAT USULE UYGUN NASIL YAPILIR? TEBLİGAT NEDİR? 7201 SAYILI TEBLİGAT KANUNU, TEBLİGAT TÜRLERİ, TEBLİĞ MAZBATASI, BİLİNEN EN SON ADRES, TEBLİGATIN MUHATAPLARI, KOMŞUYA HABER VERİLMESİ, MERNİS ADRESİ, 21-1'E GÖRE TEBLİGAT, 21-2'YE GÖRE TEBLİGAT, İLANEN TEBLİGAT, USULSÜZ TEBLİGAT,  TEBLİGAT HUKUKUNDA AVUKATIN ÖNEMİ, UETS ADRESİ, AYNI KONUTTA OTURAN KİŞİLERE VEYA HİZMETÇİYE TEBLİGAT, ELEKTRONİK TEBLİGAT, TEBLİGATIN MUHATAPLARI, İMZADAN İMTİNA, YARGITAY KARARLARI, TEBLİGATIN MUHTARA TESLİMİ, KAPIYA İHBARNAME VEYA KAĞIT YAPIŞTIRILMASI, GEÇERLİ TEBLİGAT, GEÇERSİZ TEBLİGAT, TEBLİGATI ÖĞRENME
TEBLİGAT USULE UYGUN NASIL YAPILIR? TEBLİGAT NEDİR? 7201 SAYILI TEBLİGAT KANUNU, TEBLİGAT TÜRLERİ, TEBLİĞ MAZBATASI, BİLİNEN EN SON ADRES, TEBLİGATIN MUHATAPLARI, KOMŞUYA HABER VERİLMESİ, MERNİS ADRESİ, 21-1'E GÖRE TEBLİGAT, 21-2'YE GÖRE TEBLİGAT, İLANEN TEBLİGAT, USULSÜZ TEBLİGAT, TEBLİGAT HUKUKUNDA AVUKATIN ÖNEMİ, UETS ADRESİ, AYNI KONUTTA OTURAN KİŞİLERE VEYA HİZMETÇİYE TEBLİGAT, ELEKTRONİK TEBLİGAT, TEBLİGATIN MUHATAPLARI, İMZADAN İMTİNA, YARGITAY KARARLARI, TEBLİGATIN MUHTARA TESLİMİ, KAPIYA İHBARNAME VEYA KAĞIT YAPIŞTIRILMASI, GEÇERLİ TEBLİGAT, GEÇERSİZ TEBLİGAT, TEBLİGATI ÖĞRENME

TEBLİGAT USULE UYGUN NASIL YAPILIR? TEBLİGAT NEDİR? 7201 SAYILI TEBLİGAT KANUNU, TEBLİGAT TÜRLERİ, TEBLİĞ MAZBATASI, BİLİNEN EN SON ADRES, TEBLİGATIN MUHATAPLARI, KOMŞUYA HABER VERİLMESİ, MERNİS ADRESİ, 21-1'E GÖRE TEBLİGAT, 21-2'YE GÖRE TEBLİGAT, İLANEN TEBLİGAT, USULSÜZ TEBLİGAT, TEBLİGAT HUKUKUNDA AVUKATIN ÖNEMİ, UETS ADRESİ, AYNI KONUTTA OTURAN KİŞİLERE VEYA HİZMETÇİYE TEBLİGAT, ELEKTRONİK TEBLİGAT, TEBLİGATIN MUHATAPLARI, İMZADAN İMTİNA, YARGITAY KARARLARI, TEBLİGATIN MUHTARA TESLİMİ, KAPIYA İHBARNAME VEYA KAĞIT YAPIŞTIRILMASI, GEÇERLİ TEBLİGAT, GEÇERSİZ TEBLİGAT, TEBLİGATI ÖĞRENME

Her ne kadar bu makalemizde 7201 Sayılı Tebligat Kanunu kapsamında yapılan tebligatların usule uygun nasıl yapılması gerektiği hakkında konuyu ele almış olsak da, bazı kanunlar çerçevesinde yapılan tebligatlar hakkında tebligatın hangi usule göre yapılacağı hakkında özel kanun maddeleri bulunabilmektedir. Örneğin 6306 sayılı "Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun" çerçevesinde "...ayni ve şahsi hak sahiplerine tebliğ yerine kaim olmak üzere, tespite ilişkin bilgileri ihtiva eden tutanak yapıya asılır, maliklere e-Devlet Kapısı üzerinden bildirilir ve ilgili muhtarlıkta on beş gün süre ile ilan edilir. Riskli yapı tespit işlemi, muhtarlıkta yapılan ilanın son günü ayni ve şahsi hak sahiplerine tebliğ edilmiş sayılır. Riskli yapılar, ayrıca Başkanlığın internet sayfasında on beş gün süre ile ilan edilir." denilmek suretiyle kanun koyucu tarafından özel bir tebligat yöntemi benimsenmiştir. Hukuki bir durum için, özel bir tebligat yöntemi olup olmadığı konusunda mutlaka avukatınıza danışınız.


TEBLİGATIN HUKUKİ DAYANAĞI


Türkiye’de tebligat işlemleri esas olarak 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve bu Kanun’a dayanılarak çıkarılan Tebligat Yönetmeliği hükümlerine göre yürütülmektedir. Bunun yanı sıra, elektronik tebligata ilişkin düzenlemeler de mevzuatta yer almakta olup, uygulama giderek yaygınlaşmaktadır.


TEBLİGAT TÜRLERİ


a) Fiziki Tebligat: Fiziki tebligat, tebligat evrakının kağıt ortamında hazırlanarak posta memuru veya yetkili dağıtıcı aracılığıyla muhataba ulaştırılması usulüdür. 7201 sayılı Tebligat Kanunu kapsamında uzun yıllardır uygulanan klasik tebligat yöntemi olan fiziki tebligatta, dava dilekçesi, duruşma günü, mahkeme kararı veya icra takibi gibi hukuki işlemler yazılı evrak şeklinde muhatabın adresine gönderilmektedir.


b) Elektronik Tebligat (E-Tebligat): Özellikle avukatlar ve şirketler açısından zorunlu hâle gelen, elektronik ortamda yapılan tebligattır. Elektronik tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.


c) İlanen Tebligat: muhatabın adresinin hiç bilinmemesi, bilinen adresinde tebligatın yapılamaması veya yapılan tüm araştırmalara rağmen adresinin tespit edilememesi hâllerinde başvurulan istisnai bir tebligat usulüdür. 7201 sayılı Tebligat Kanunu kapsamında düzenlenen bu yöntemde tebligat, mahkeme veya ilgili merci tarafından ilan yoluyla yapılır ve ilan belirli sürelerle yayımlanarak muhatabın haberdar olması amaçlanır. İlanen tebligat, doğrudan başvurulan bir yöntem olmayıp ancak diğer tebligat yollarının sonuçsuz kalması hâlinde uygulanabilmektedir.


TEBLİĞ MAZBATASINDA BULUNMASI GEREKENLER

 

7201 sayılı Tebligat Kanunu "Tebliğ Mazbatası" konu başlıklı "Madde 23 – Tebliğ bir mazbata ile tevsik edilir. Bu mazbatanın:

1. Tebliği çıkaran merciin adını,

2. Tebliği istiyen tarafın adını, soyadını ve adresini,

3. Tebliğ olunacak şahsın adını, soyadını ve adresini,

4. Tebliğin mevzuunu,

5. Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğunu,

6. Tebliğin nerede ve ne zaman yapıldığını,

7. 21 inci maddedeki durumun tahaddüsü halinde bu hususlara mütaallik muamelenin yapıldığını, adreste bulunmama ve imtina için gösterilen sebebi,

8. (Ek: 11/1/2011-6099/6 md.) Tebligatın adres kayıt sistemindeki adrese yapılması durumunda buna ilişkin kaydı,

9. (Değişik: 19/3/2003-4829/7 md.) Tebliğ evrakı kime verilmiş ise onun imzası ile tebliğ memurunun adı, soyadı ve imzasını, İhtiva etmesi lazımdır." Usule uygun bir tebligattan söz edebilmek için bazı temel şartların bir arada bulunması gerekir:


a) Yetkili Merci Tarafından Çıkarılması: Tebligat, mahkemeler, icra daireleri, noterler gibi yetkili merciler tarafından çıkarılmalıdır. Tebligatın geçerli olabilmesi için tebligatı çıkaran kurumun bu tebligatı çıkarabilmeye yetkisi de bulunmalıdır.


b) Doğru Muhataba Yapılması: Tebligatın, gerçek veya tüzel kişi olan muhataba ya da kanuni temsilcisine yapılması gerekir. Yanlış kişiye yapılan tebligat kural olarak geçersizdir.


c) Bilinen En Son Adrese Tebligat: Tebligat, muhatabın bilinen en son adresine yapılır. Adres kayıt sisteminde yer alan adres, bilinen son adres olarak kabul edilmektedir.


d) Tebligatın Usulüne Uygun Şekilde Teslimi: Muhatap adreste bulunmazsa, belirli şartlar altında aynı konutta yaşayan kişilere veya komşuya haber verilmek suretiyle tebligat yapılabilir. Ancak bu işlemlerin kanunda öngörülen usule birebir uygun olması gerekir.


e) Tebligatın İçeriğine Dair Bilgilendirmelerin Tam Olması: Muhataba çıkarılan tebligatın içeriğinin, hukuki duruma göre kanunda yazılı şekilde olan tüm bilgileri içeriyor olması lazım. İtiraz makamı, itiraz süresi gibi tüm unsurların açık ve anlaşılır şekilde tebligat içeriğinde bulunması lazım.


TEBLİGATIN BİLİNEN EN SON ADRESİNE YAPILMASI


7201 Sayılı Tebligat Kanunu "Madde 10 – Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/3 md.) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir."


7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 10 hükmü, tebligatın kural olarak muhatabın “bilinen en son adresinde” yapılacağını öngörerek, yargılama sürecinde tarafların doğru şekilde bilgilendirilmesini güvence altına almaktadır. Bilinen en son adres şahsın konutu veya iş yeri olabilmektedir. Buna göre, öncelikle muhatabın taraflarca veya dosya kapsamında bildirilen son adresi esas alınır; ancak bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya yapılan tebligatın başarısız olması hâlinde, ikinci aşamada 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu'na göre adres kayıt sisteminde (MERNİS) yer alan yerleşim yeri adresi, kanunen bilinen son adres kabul edilerek tebligat bu adrese yöneltilir. Böylece kanun koyucu, tebligatın yapılamaması ihtimaline karşı alternatif ve güvenilir bir adres mekanizması oluşturmuştur. Öte yandan maddede yer alan istisnai düzenleme ile, muhatabın talebi veya açık rızası bulunmak kaydıyla, kendisine her yerde tebligat yapılabilmesine de imkân tanınarak, tebligatın şekli kurallarının taraf iradesiyle esnetilebilmesi sağlanmıştır. Bu yönüyle madde, hem tebligatın etkinliğini artırmayı hem de usul ekonomisini sağlamayı amaçlayan dengeli bir düzenleme niteliğindedir.


TEBLİGATIN MUHATAPLARI


1. Vekile ve Kanuni Mümessile Tebligat (Madde 11)


7201 sayılı Tebligat Kanunu "Madde 11 – (Değişik birinci fıkra: 6/6/1985 - 3220/5 md.) Vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılır. Vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılması yeterlidir. Eğer tebligat birden fazla vekile yapılmış ise, bunlardan ilkine yapılan tebliğ tarihi asıl tebliğ tarihi sayılır. Ancak, Ceza Muhakemeleri Usulu Kanununun, kararların sanıklara tebliğ edilmelerine ilişkin hükümleri saklıdır. (Ek ikinci fıkra: 11/1/2011-6099/4 md.) Avukat tarafından takip edilen işlerde, avukatın bürosunda yapılacak tebligatlar, resmî çalışma gün ve saatleri içinde yapılır. Kanuni mümessilleri bulunanlara veya bulunması gerekenlere yapılacak tebligat kanunlara göre bizzat kendilerine yapılması icabetmedikçe bu mümessillere yapılır."


7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 11 uyarınca, vekil aracılığıyla takip edilen işlerde tebligat doğrudan vekile yapılır. Birden fazla vekil bulunması hâlinde, yalnızca birine tebligat yapılması yeterlidir ve birden fazla vekile tebligat yapılmışsa ilk tebliğ tarihi esas alınır. Kanuni temsilcisi bulunan kişiler bakımından ise, kanunen bizzat kendilerine tebligat yapılması gerekmedikçe tebligat temsilciye yöneltilir.


2. Hükmî Şahıslara ve Ticarethanelere Tebligat (Madde 12)


7201 sayılı Tebligat Kanunu "Madde 12 –Hükmi şahıslara tebliğ, salahiyetli mümessillerine, bunlar birden ziyade ise, yalnız birine yapılır. Bir ticarethanenin muamelelerinden doğan ihtilaflarda, ticari mümessiline yapılan tebliğ muteberdir."


7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 12 kapsamında, tüzel kişilere tebligat yetkili temsilcilerine yapılır; birden fazla temsilci varsa yalnızca birine yapılması yeterlidir. Ticari işletmelerle ilgili uyuşmazlıklarda ise ticari mümessile yapılan tebligat geçerli kabul edilir.


3. Hükmî Şahısların Memur ve Müstahdemlerine Tebligat (Madde 13)


7201 sayılı Tebligat Kanunu "Madde 13 – Hükmi şahıslar namına kendilerine tebliğ yapılacak kimseler her hangi bir sebeple mütat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamıyacak bir halde oldukları takdirde tebliğ, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır."


7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 13 gereğince, yetkili temsilcinin iş yerinde bulunmaması veya evrakı alamayacak durumda olması hâlinde tebligat, iş yerinde hazır bulunan memur veya çalışanlardan birine yapılabilir.


4. Askerî Şahıslara Tebligat (Madde 14)


7201 sayılı Tebligat Kanunu "Madde 14 – Astsubaylar hariç olmak üzere erata yapılacak tebliğler, kıta kumandanı ve müessese amiri gibi en yakın üste yapılır. Yukarıki fıkrada yazılı olanların haricindeki askeri şahıslara birlik veya müessesede tebligat yapılması icabeden ahvalde, tebliğin yapılmasını nöbetçi amiri veya subayı temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal bulundurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa tebliğ kendilerine yapılır."


7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 14 uyarınca, erata yapılacak tebligatlar en yakın üst (kıta komutanı vb.) aracılığıyla gerçekleştirilir. Diğer askerî kişilere yapılacak tebligatlar ise birlik içinde nöbetçi amir veya subay vasıtasıyla sağlanır; muhataba ulaşılamazsa tebligat bu yetkililere yapılır.


5. Sefer Hâlinde Askerî Şahıslara Tebligat (Madde 15)


7201 sayılı Tebligat Kanunu "Madde 15 – Sefer halinde olan birlik veya müesseseye mensup askeri şahıslara tebligat, bağlı bulundukları Kara, Deniz veya Hava kuvvetleri kumandanlıkları vasıtasiyle yapılır."


7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 15 kapsamında, sefer hâlinde bulunan askerî personele tebligat, bağlı oldukları kuvvet komutanlıkları aracılığıyla yapılır.


6. Aynı Konutta Oturan Kişilere veya Hizmetçiye Tebligat (Madde 16)


7201 sayılı Tebligat Kanunu "Madde 16- (Değişik: 19/3/2003-4829/2 md.) Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır."


7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 16 gereğince, muhatap adresinde bulunmazsa tebligat, aynı konutta yaşayan kişilerden birine veya hizmetçiye yapılabilir. Burada oturan kişi o hanede kayıtlı oturan kişi olmalıdır. Bunun dışında geçici olarak gelen kişiler olmamaktadır.


"İçtihat Metni"

... vekili avukat ... ile 1-... vekili avukat ... 2-..., 3-... aralarındaki dava hakkında ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21/04/2016 tarih ve 2015/151-2016/187 sayılı hükmün davalı ... avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşuldu.K A R A RDosyanın incelenmesinde; davalı ...’e yapılan gerekçeli karar tebliğinin usul ve yasaya uygun olmadığı anlaşılmıştır. Şöyle ki; davalı ...’e gerekçeli karar aynı konutta oturan kardeşi ...’e tebliğ edilmiştir. ...’in ise eldeki dosyanın diğer davalısı olup davalı ...’le aynı binada oturduğu ancak iç kapı numaralarının farklı olduğu dosya kapsamıyla anlaşılmaktadır. Aynı konutta oturmayan kardeşe yapılan tebligat usulüne uygun değildir.7201 Sayılı Tebligat Kanununun “Aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçiye tebligat” başlıklı 16. maddesinde; “Kendisine tebliğ yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” hükmü, Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesinde ise; “Kendisine tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmazsa tebliğ, kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır” düzenlemesi yer almaktadır.Bu durumda, mahkemenin gerekçeli kararının davalı ...’e 7201 sayılı Tebligat Kanunu ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilerek karşı temyiz süresinin beklenmesi, bundan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilmesi için dosyanın mahalli mahkemesine geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 26/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi." (13. Hukuk Dairesi 2017/2225 E.  ,  2020/2838 K.)


7. Meslek veya Sanatın İcra Edildiği Yerde Tebligat (Madde 17)


7201 sayılı Tebligat Kanunu "Madde 17 – Belli bir yerde devamlı olarak meslek veya sanatını icra edenler, o yerde bulunmadıkları takdirde tebliğ aynı yerdeki daimi memur veya müstahdemlerinden birine, meslek veya sanatını evinde icra edenlerin memur ve müstahdemlerinden biri bulunmadığı takdirde aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır."


7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 17 uyarınca, muhatap iş yerinde bulunmazsa tebligat, oradaki daimi çalışanlardan birine yapılır. Faaliyet evde yürütülüyorsa ve çalışan yoksa, aynı konutta yaşayan kişilere veya hizmetçiye tebligat yapılabilir.


8. Otel, Hastane, Fabrika ve Benzeri Yerlerde Tebligat (Madde 18)


7201 sayılı Tebligat Kanunu "Madde 18 – Tebliğ yapılacak şahıs otel, hastane, tedavi veya istirahat evi, fabrika, mektep, talebe yurdu gibi içine serbestçe girilemiyen veya arananın kolayca bulunması mümkün olmıyan bir yerde bulunuyorsa, tebliğin yapılmasını o yeri idare eden veya muhatabın bulunduğu kısmın amiri temin eder. Bunlar tarafından muhatabın derhal buldurulması veya tebliğin temini mümkün olmazsa, tebliğ kendilerine yapılır."


7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 18 kapsamında, bu tür yerlerde bulunan kişilere tebligat, ilgili yerin yönetici veya sorumlusu aracılığıyla yapılır. Muhatap hemen bulunamazsa tebligat doğrudan bu yetkililere teslim edilir.


9. Mevkuf ve Mahkûmlara Tebligat (Madde 19)


7201 sayılı Tebligat Kanunu "Madde 19 – Mevkuf ve mahkümlara ait tebliğlerin yapılmasını, bunların bulunduğu müessese müdür veya memuru temin eder."


7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 19 gereğince, tutuklu ve hükümlülere yapılacak tebligatlar, bulundukları kurumun müdürü veya yetkili memuru aracılığıyla gerçekleştirilir.


10. Muhatabın Muvakkaten Başka Yere Gitmesi (Madde 20)


7201 sayılı Tebligat Kanunu "Muhatabın muvakkaten başka yere gitmesi: Madde 20 – (Değişik: 6/6/1985 - 3220/6 md.) 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı şahıslar, kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka yere gittiğini belirtirlerse; keyfiyet ve beyanda bulunanın adı ve soyadı tebliğ mazbatasına yazılarak altı beyan yapan tarafından imzalanır ve tebliğ memuru tebliğ evrakını bu kişilere verir. Bu kişiler tebliğ evrakını kabule mecburdurlar. Kendisine tebliğ yapılacak kimsenin muvakkaten başka bir yere gittiğini belirten kimse, beyanını imzadan imtina ederse, tebliğ eden bu beyanı şerh ve imza eder. Bu durumda ve tebliğ evrakının kabulden çekinme halinde tebligat, 21 inci maddeye göre yapılır. (Değişik son cümle: 19/3/2003-4829/4 md.) Bu maddeye göre yapılacak tebligatlarda tebliğ, tebliğ evrakının 13, 14, 16, 17 ve 18 inci maddelerde yazılı kişilere verildiği tarihte veya ihbarname kapıya yapıştırılmışsa bu tarihten itibaren onbeş gün sonra yapılmış sayılır."


7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 20 hükmüne göre, tebligat yapılacak kişi adresinde bulunmadığında ve ilgili maddelerde (13, 14, 16, 17, 18) sayılan kişiler muhatabın geçici olarak başka bir yere gittiğini beyan ederse, bu beyan tebliğ mazbatasına yazılır ve beyan sahibi tarafından imzalanır. Bu durumda tebliğ evrakı, beyanı yapan kişiye teslim edilir ve bu kişiler evrakı kabul etmekle yükümlüdür. Eğer beyan sahibi imzadan kaçınırsa, tebliğ memuru bu durumu şerh ederek imzalar. Şayet tebliğ evrakı kabul edilmezse, tebligat 7201 sayılı Tebligat Kanunu Madde 21 uyarınca gerçekleştirilir. Bu madde kapsamında yapılan tebligatlarda, evrakın ilgili kişilere teslim edildiği tarihte; kapıya ihbarname yapıştırılması hâlinde ise bu tarihten itibaren 15 gün sonra tebligat yapılmış sayılır. Bu kanun maddesine göre tebligat yapılabilmesi için adreste birinin bulunması gereklidir. Kimsenin olmadığı bir adreste bu kanun maddesine göre tebligat yapılmasına da olanak yoktur. Bu düzenleme ile kanun koyucu, muhatabın geçici yokluğunu tebligatın tamamen yapılamaması için bir engel olmaktan çıkarmış ve sürecin devamlılığını sağlamayı amaçlamıştır.


11. Tebliğ İmkansızlığı ve Tebellüğden İmtina ( Madde 21'e Göre Tebligat)


7201 sayılı Tebligat Kanunu "Madde 21 – (Değişik: 6/6/1985 - 3220/7 md.) Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (1) (Ek fıkra: 11/1/2011-6099/5 md.) Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır. (Ek: 19/3/2003-4829/5 md.) Muhtar, ihtiyar heyeti azaları, zabıta amir ve memurları yukarıdaki fıkralar uyarınca kendilerine teslim edilen evrakı kabule mecburdurlar."


7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesi, muhatabın adresinde bulunmaması veya tebligatı almaktan kaçınması hâlinde uygulanacak usulü düzenlemektedir. Buna göre tebliğ memuru, tebliğ evrakını mahalle muhtarına, ihtiyar heyeti üyesine veya zabıta görevlilerine imza karşılığında teslim eder ve durumu bildiren ihbarnameyi adresin kapısına yapıştırır. Ayrıca mümkünse komşu, yönetici veya kapıcıya da bilgi verilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi kabul edilir. Maddenin ikinci fıkrasında ise adres kayıt sisteminde yer alan adreste muhatabın hiç oturmamış ya da sürekli ayrılmış olması durumunda dahi aynı usulle tebligatın geçerli sayılacağı düzenlenmiştir. Özellikle tebligatın 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21. maddesinin 1. fıkrasına göre usule uygun yapılmış olması için fıkrada belirtilen sıraya ve işlemlere aynen uyulmuş olması gerekmektedir. Bu işlemler sırasında herhangi bir usulü işlemin atlanmış ya da sırasının değiştirilmiş olması tebligatın usulsüz olmasına sebep olacaktır.


"1-7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10/2. maddesine göre “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.”


Yine, 6099 sayılı Kanun'un 5. maddesi ile 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine eklenen ikinci fıkrasına göre, “Gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.


Tüm bu düzenlemeler gözetildiğinde, artık, adres kayıt sisteminde yazılı adresi bulunanlara, bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, adres kayıt sisteminde yazılı adresine, 21. maddenin ikinci fıkrasına göre tebliğ yapılması gerekecektir.


Yukarıda anlatılanlar çerçevesinde, davalı ... vekilinin vekillikten çekilme dilekçesinin, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, adı geçenin temyizinin de bulunmadığı anlaşılmakla; ilgili mevzuat hükümleri uyarınca adı geçen davalının öncelikle bilinen son adresine normal tebligat çıkartılması, tebligatın iade gelmesi, tebligatın yapılamaması, iade zarfında yeni bir adres tespit edilememesi durumunda, adres kayıt sisteminde yazılı adresine Tebligat Kanununun 21. maddesi hükümlerine göre tebliği sağlanıp, temyiz süresi geçtikten, gerekirse 6100 sayılı HMK’nın 366. ve 346. maddelerindeki prosedür işletildikten sonra..." (10. Hukuk Dairesi 2025/11381 E.  ,  2026/363 K.)


"7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesinde yer alan, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/1-8 ve Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre bu adrese

yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 23/5. maddesine göre tebliğ mazbatasının "Tebliğin kime yapıldığını ve tebliğ muhatabından başkasına yapılmış ise o kimsenin adını, soyadını, adresini ve 22 nci madde gereğince tebellüğe ehil olduğu" hususunu ihtiva etmesi gerektiği, yine 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliğinin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, ayrıca Tebligat Yönetmeliğinin 35/4. maddesine göre de tebliğ mazbatasının, tebliği çıkaran merci ve tebliğ memuru tarafından okunaklı şekilde düzenlenmesi gerektiği dikkate alındığında,


Dosya kapsamına göre;


27.06.2021 tarihli eylemi nedeniyle verilen 28.09.2021 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi karar tebliğinin sanığın 06.12.2021 tarihli ifadesinde bildirmiş olduğu ve aynı zamanda MERNİS adresi olan adresine tebliğe çıkartıldığı, muhatabın "adreste tanınmaması sebebiyle" bila tebliğ iade edildiği, bila tebliğ mazbatasında adreste tanınmadığının ne şekilde tespit edildiği yazılı olmadığı gibi, daha sonra sanığın MERNİS adresine şerhli olarak 7201 sayılı Kanun'un 21/2. maddesi uyarınca yapılan tebligatta da, muhataba tevziat saatlerinde rastlanmadığından bahsedildiği, ancak sanığın adreste yaşayıp yaşamadığına ilişkin bir tespit yapılmaması nedeniyle tebligatın usûlsüz olduğu, dolayısıyla usûlüne uygun tebligat yapılmadığı için erteleme kararı şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa bile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usûlüne uygun kesinleşmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı nedeniyle de tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi, beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, bu nedenle yükümlülük ihlâlinden söz edilemeyeceği anlaşıldığından; Mahkemesince, kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesinin ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı, tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi,

Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür." (10. Ceza Dairesi 2024/8210 E.  ,  2026/162 K.)


MERNİS ADRESİNE DİREKT TEBLİGAT YAPILABİLİR Mİ?


MERNİS adresi, Adres Kayıt Sistemi (AKS)’nde yer alan ve kişinin resmî yerleşim yeri adresi olarak kabul edilen adrestir. Tebligat hukukunda kural olarak tebligatın, muhatabın bilinen en son adresine yapılması esastır. Bu çerçevede, kişinin adres kayıt sisteminde (MERNİS) yer alan yerleşim yeri adresine doğrudan tebligat yapılması, ilk başvurulacak yöntem olarak kabul edilmemektedir. Nitekim Tebligat Kanunu’nun 10. maddesi uyarınca, muhatabın bilinen adresine tebligat yapılamaması veya böyle bir adresin tespit edilememesi hâlinde, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi bilinen son adres olarak kabul edilerek bu adrese tebligat yapılması mümkündür. Bu durumda tebligat, çoğunlukla Kanun’un 21/2. maddesi uyarınca gerçekleştirilmekte ve muhatabın adreste bulunmaması hâlinde tebliğ, muhtara bırakılmak suretiyle hüküm ve sonuç doğurmaktadır. Dolayısıyla, bilinen adres araştırması yapılmaksızın doğrudan MERNİS adresine tebligat yapılması usule aykırılık teşkil edebileceğinden, bu yol ancak kanunda öngörülen şartların gerçekleşmesi hâlinde başvurulabilecek ikincil bir yöntem niteliğindedir.


"7201 sayılı Tebligat Kanunu, 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunla değiştirildikten sonra, gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir.


1) Bu Kanun değişikliğine göre, muhatabın adres kayıt sistemindeki adresine, Kanunun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat yapılması mümkün değildir. Muhataba çıkarılan ilk tebligat, öncelikle bilinen veya gösterilen en son adresine, mavi renkli zarf kullanılmaksızın ve adres kayıt sistemindeki adres olduğuna ilişkin şerh verilmeksizin Kanun'un 10. maddesine göre normal bir şekilde çıkarılmalıdır. Muhatabın bu adreste bulunmaması durumunda, tebliğ memurunca Kanun'un 20 ve 21. maddesinin birinci fıkrası ile Tebligat Yönetmeliğinin 29. maddesi uyarınca, muhatap lehine olan araştırmalar yapılarak tebligatın kendisine ulaşması ve bilgilendirme işlemlerinin yerine getirilmesi gerekir.


2) Muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrılması ve yeni adresinin de tebliğ memurunca tespit edilememesi durumunda, tebliğ evrakının tebligatı çıkaran mercie geri gönderilmesi gerekir. Ancak bu aşamadan sonra, Kanun'un 10/2 ve Yönetmeliğin 16/2. maddeleri nazara alınarak, tebliğ evrakının açık mavi renkli zarfla, adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu belirtilerek, Kanunun 21/2. maddesine göre tebliği mümkün olabilecektir.


Tebligat Kanunu'nun 10/2 ve 21/2. maddeleri farklı şekilde yorumlanarak, başka adresi bilinmediği gerekçesiyle muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine doğrudan doğruya 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılması ve bu hükme göre tebliğ edilmesi, yukarıda belirtilen hükümlere aykırı olduğundan ve muhatabın savunma hakkını kısıtlayacağından usulüne uygun değildir.


7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 25. maddesinde yabancı memlekette tebligat usulü düzenlenmiştir. Anılan madde hükmüne göre “Yabancı memlekette tebliğ o memleketin salahiyetli makamı vasıtasıyla yapılır. Bunun için anlaşma veya o memleket kanunları müsait ise, o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu tebligat yapılmasını salahiyetli makamdan ister. Kendisine tebliğ yapılacak kimse Türk vatandaşı olduğu takdirde tebliğ o yerdeki Türkiye siyasi memuru veya konsolosu vasıtasıyla da yapılabilir. Yabancı memleketlerde bulunan kimselere tebliğ olunacak evrak, tebligatı çıkaran merciin bağlı bulunduğu vekâlet vasıtasıyla Dışişleri Bakanlığına, oradan da memuriyet havzası nazarı itibare alınarak ilgili Türkiye Elçiliğine veya Konsolosluğuna gönderilir. Şu kadar ki, Dışişleri Bakanlığının aracılığına lüzum görülmeyen hallerde tebligat evrakı, ilgili Bakanlıkça doğrudan doğruya o yerdeki Türkiye Büyükelçiliğine veya Başkonsolosluğuna gönderilebilir."


Öte yandan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun "İlanen tebligat" kenar başlıklı 28. maddesinde, "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır."


Yukarıdaki maddeler mucibinde "tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya işyeri de bulunmayan kimsenin adresi meçhul sayılır.


Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tesbit edilir. (Değişik ikinci cümle: 19/3/2003-4829/9 md.) Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir.


Yabancı memleketlerde oturanlara ilanen tebligat yapılmasını icabettiren ahvalde tebliği çıkaran merci, tebliğ olunacak evrak ile ilan suretlerini yabancı memlekette bulunan kimsenin malüm adresine ayrıca iadeli taahhütlü mektupla gönderir ve posta makbuzunu dosyasına koyar" hükmüne yer verilmiştir.


Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya gelince,


1-Davalı ...'in "... Mahallesi, 1074.sokak No:4/3, Altındağ/Ankara" adresine çıkarılan dava dilekçesi tebligatı, birlikte yaşayan teyzesine tebliğ edilmiştir. Davalının bilinen en son adresi bu adresi olduğu halde mernis adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2.maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliği usulsüzdür. Adı geçene usulüne uygun gerekçeli kararın tebliği ile temyiz süresinin beklenmesi,


2-Davalılardan ... adına çıkarılan gerekçeli karar tebligatı, dosya arasında bulunmadığından temini ile gerekçeli karar tebliğ edilmemiş ise; tebliği ve temyiz süresinin beklenmesi,


3-Davalılardan ...'in yurt dışı adresine çıkarılan gerekçeli karar tebligatı, "adreste ikamet etmemesi" şerhi not düşülerek iade edildiğinden adı geçenin başkaca adresi olup olmadığı araştırılarak adresinin tespit edilememesi halinde ilanen tebligat yapılması,


4-Essen Başkonsolosluğunun 14.01.2021 tarihli üst yazısında, davalılardan ... in "Uhlandahler Str 334 42109 Wuppertal ...a Almanya" adresine çıkarılan gerekçeli karar tebligatı hakkında adı geçenin mavi kartlılar kütüğüne kayıtlı olması nedeniyle Bakanlık tarafından işlem tesis edilmesi gerektiği belirtilmiş, mahkemece evrak gereği işlem tesis edilmeden ilanen tebligat yapılmıştır. Bu durumda öncelikle doğrudan Bakanlık vasıtasıyla tebligat için müzekkere yazılması, tebligat yapılamaması halinde idari yollardan muhatabın tebligata elverişli adresinin araştırılması, yeni adresinin tespit edilememesi ya da tespit edilen adresine de tebligat yapılamaması halinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28. maddesi gereği yurt dışında ilanen tebligat yapılarak davalıya gerekçeli kararın tebliğinin sağlanması,


SONUÇ: Yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE," (7. Hukuk Dairesi 2022/4865 E.  ,  2022/7561 K.)


USULSÜZ TEBLİGATIN HUKUKİ SONUÇLARI


Olabilecek usulsüz tebligatlar sonrası kişilerin haklarını kaybetmemeleri için "tebligat usule uygun nasıl yapılır?" sorusuna cevap vermiş bulunmaktayız. Tüm bu bilgiler ışığında usulsüz olan bir tebligatın hukuki sonuçlarını inceleyelim.

1. Tebligat Tamamen Yok Sayılmaz: Usulsüz tebligatın en önemli sonucu, tebligatın tamamen hükümsüz sayılmamasıdır. Kanun koyucu, şekil eksikliği bulunsa dahi muhatabın gerçekten tebligattan haberdar olması durumunda işlemin geçerliliğini korumayı amaçlamıştır. Bu nedenle usulsüz tebligat, “yok hükmünde” değil, “öğrenme tarihine göre geçerli” kabul edilmektedir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 32. maddesi "Usulüne aykırı tebliğin hükmü" konu başlıklı: "Madde 32 – Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır. Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur." denilmektedir.


2. Tebliğ Tarihi Değişir: Usulsüz tebligatta en önemli hukuki sonuç, tebliğ tarihinin değişmesidir. Normal şartlarda tebliğ mazbatasındaki tarih esas alınırken, usulsüzlük halinde muhatabın fiilen öğrendiği tarih tebliğ tarihi kabul edilir. Böylece itiraz, istinaf, temyiz veya şikâyet süreleri öğrenme tarihinden itibaren işlemeye başlar.

Örneğin icra takibinde ödeme emrinin usulsüz tebliğ edilmesi halinde borçlu, “usulsüz tebligat şikâyeti” yoluna başvurarak tebliğ tarihinin düzeltilmesini talep edebilir.


3. Hak Kayıplarının Önüne Geçilir: Usulsüz tebligatın öğrenme tarihine göre geçerli sayılması, tarafların savunma hakkını korumaya yöneliktir. Aksi halde kişi haberdar olmadığı bir dava veya icra takibi nedeniyle ciddi hak kayıplarına uğrayabilir. Yargıtay da usulsüz tebligatın adil yargılanma hakkını ve hukuki dinlenilme hakkını ihlal edebileceğini kabul etmektedir.


4. Yargılamanın Yenilenmesine veya Kararın Bozulmasına Sebep Olabilir: Özellikle dava dilekçesi, duruşma günü veya gerekçeli kararın usulsüz tebliği durumunda tarafın savunma hakkı kısıtlanabilir. Bu hâlde üst mahkemeler, usulsüz tebligat nedeniyle verilen kararları bozabilmekte veya dosyanın yeniden görülmesine karar verebilmektedir.


5. İcra Takiplerinde Sürelerin Yeniden Başlaması Sonucunu Doğurabilir: İcra hukukunda usulsüz tebligat oldukça önemli sonuçlar doğurmaktadır. Ödeme emrinin usulsüz tebliğ edilmesi halinde borçlu, icra mahkemesine başvurarak tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre düzeltilmesini isteyebilir. Böylece kaçırılmış görünen itiraz süresi yeniden kullanılabilir hâle gelir.


Usulsüz tebligat, yalnızca şekli bir eksiklik olmayıp kişilerin savunma hakkını, adil yargılanma ilkesini ve hak arama özgürlüğünü doğrudan etkileyen önemli bir hukuki sorundur. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi ile kanun koyucu, bir yandan usul ekonomisini korurken diğer yandan muhatabın hak kaybına uğramasını önlemeyi amaçlamıştır. Bu nedenle usulsüz tebligat hâlinde temel sonuç, tebligatın tamamen geçersiz sayılması değil; öğrenme tarihinin esas alınmasıdır. Özellikle icra takipleri ve dava süreçlerinde usulsüz tebligat iddiaları, sürelerin yeniden başlaması ve kararların bozulması gibi ciddi sonuçlar doğurabilmektedir.


" TEMYİZ

Temyiz Sebepleri

Davacı vekili dilekçesinde; davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı vekili dilekçesinde;

a) İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan taraf teşkiline dayanak tebligatların tümü usulsüz olup bu yöndeki istinaf taleplerini incelemeyen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğunu, yargılama sırasındaki tüm tebligatların 7201 sayılı Kanun’un 21/1 hükmü uyarınca yapılmış olup bu tebligatların usule aykırı olduğunu, tebligatların tümünün usule aykırı olduğunu,

b) 7201 sayılı Kanun’un 12 ve 13. maddeleri uyarınca, tebligat yapılacak tüzel kişinin yetkilisinin ya da çalışanının tebliğ evrakının getirildiği saatte adreste olup olmadığının araştırılması gerektiğini, yargılama sürecinde yapılan tüm tebligatlara ilişkin tüm mazbatalarda, matbu bir kaşe basılı olduğunu, bu kaşede “Adresin kapalı olması nedeniyle komşu F..... D......’ den soruldu, adliyeye gittiğini beyan eden komşunun imzadan imtina etmesi nedeniyle 2 no.lu fiş kapıya yapıştırıldı. Muhtar O...........'a imzasına tebliğ edildi.” ibaresinin yer aldığının görüldüğünü, 27.08.2020 tarihinde başlayıp 06.07.2022 tarihinde sona eren tebligat sürecinde, aynı kaşe ve bilgiyi kullanan tevzi memurunun, bina girişinde gördüğü levhadan istifade ile komşu olarak Avukat F.D’nin ismini evraka işleyip belgeyi de muhtara teslim ettiğini, oysa sendika merkezinin tüm tebliğ tarihlerinde kapalı olması olanaklı bulunmadığı gibi kapıya 2 No.lu haber kâğıdının yapıştırılmadığının da açıkça ortada olduğunu,

c) Avukat F.D’nin 23.10.2022 tarihinde vefat ettiğini, adı geçen avukatın vefatından bir yıl önce akciğer kanseri olduğu, bu hastalık nedeniyle fiilen çalışamaz hâle geldiği, avukatlık bürosunun hiç açılmadığı, işyeri adresine gelip gidemediği, vefatından önceki son 6-7 ayı Antalya ilinde bulunan çocuklarının yanında geçirdiğinin tespit edildiğini, bu kişiyi, postacının görmesinin, konuşmasının, soru sormasının ve ondan cevap almasının mümkün olmadığını,

d) Müvekkili Sendikanın adresinin zemin + dört katlı, her bir katında kapıları karşılıklı dört dairenin bulunduğu bir yapı olduğunu, Sendikanın binanın üçüncü katında olup, tebliğ mazbatasında adı geçen avukatın bürosunun zemin katta olduğunu, postacının binaya girip üçüncü kata çıkması hâlinde, aynı katta bulunan diğer üç daireden müvekkili Sendika yetkilileri hakkında doğru bilgi alabileceği hâlde bunu yapmadığını, aynı binada olsa da en yakın komşu sıfatına sahip olmayan ve fiilen ofisinde bulunmayan kişi ile konuşmuş gibi yaparak mazbata düzenlediğini,

e) Müvekkili Sendikanın, hakkındaki yargılamayı 28.09.2023 tarihinde öğrendiğini, bu aşamada İlk Derece Mahkemesi dosyadan el çektiğinden savunmasını bildiremediğini, delil sunamadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini,

f) Kararın esastan da hukuka aykırı olduğunu, davanın, kesin hükmün varlığı nedeniyle reddi gerekirken kabul edilmesinin hatalı olduğunu,

g) Yargıç ve Cumhuriyet savcılarının sendika kurma hakkının ulusal ve uluslar arası mevzuat bakımından temel bir hak olduğunu belirterek ve dilekçesinde yazılı diğer sebeplerle kararın bozulmasını talep etmiştir.

Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, kuruluş koşulları gerçekleşmediği iddiasıyla davalı Sendikanın yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemelerin her türlü tebliğ işlemi, 7201 sayılı Kanun ve Tebligat Yönetmeliği hükümlerine göre yapılır. Tebliğ, kelime anlamıyla kısaca, bildirim, yazılı bildirme anlamına gelir. Tebligat ise hukuksal bir işlemin ilgili kimsenin bilgisine sunulması için yetkili makamın, kanunun öngördüğü esas ve usule uygun bir biçimde, elektronik ortam dâhil yazı ile veya ilân yoluyla yaptığı belgeleme işlemi demektir (Ejder Yılmaz, Tacar Çağlar, Tebligat Hukuku, Ankara, Altıncı Baskı, 2013, s.39 ).

7201 sayılı Kanun kural olarak adreste tebligat esasını kabul etmiştir. Adres, bir kişinin oturduğu veya çalıştığı yeri göstermeye yarayan bilgilerin tamamı olarak tanımlanabilir. 7201 sayılı Kanun’un 10. maddesi muhataba tebligatın nerede yapılacağı konusundaki kuralı ve istisnasını göstermektedir. Kural; tebliğin, muhatabın bilinen en son adresinde bizzat kendisine yapılmasıdır.

Tebligat hukuku açısından adres kavramı 7201 sayılı Kanun’un 9/1 hükmünden anlaşılacağı üzere geniş olup ikametgah (yerleşim yeri), işyeri ve mesken kavramlarını kapsar. Tebligat muhatabın bilinen bu adreslerinden herhangi birisinde yapılabilir. Tebligatın yapılacağı yer bakımından ikametgah, mesken ve işyeri adresleri arasında bir fark yoktur (Timuçin Muşul, Tebligat Hukuku, Ankara, Yedinci Baskı, 2018, s.181-182).

7201 sayılı Kanun’un “Tebliğ imkansızlığı ve tebellüğden imtina” kenar başlıklı 21. maddesinin 1. fıkrası ise “Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.” şeklindedir. Tebligat Yönetmeliği’nin 31/1 hükmünde de benzer nitelikte düzenleme bulunmaktadır.

Belirtmek gerekir ki Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, uyuşmazlığın muhatabın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bu adresten farklı olması hâlinde; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine “Mernis adresi” şerhi verilerek 7201 sayılı Kanun’un 21/2 hükmü uyarınca doğrudan tebligat çıkartılmasının yeterli olup olmadığı, öncelikle bu adrese normal bir tebligat çıkartılmasının gerekip gerekmediğine ilişkin 20.11.2020 tarihli ve 2019/2 Esas, 2020/3 Karar sayılı kararında, “… muhatabın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bu adresten farklı olması hâlinde, adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine ‘adres kayıt sistemindeki adrestir’ şerhi verilerek Tebligat Kanunu’nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat çıkartılmasının yeterli olduğuna, öncelikle bu adrese normal bir tebligat çıkartılmasının gerekmediğine …” karar verilmiştir.

Tebligatın belgelendirme özelliği ve 7201 sayılı Kanun’un 21/1 hükmünün sıkı şekil şartlarına bağlanması karşısında “… tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. …” koşulunun gerçekleşmesi için haber bırakılan komşu, kapıcı veya yöneticinin isminin, kim olduğunun, tebliğ memuru tarafından tutanağa yazılıp imzalanması gerekmektedir.

Somut uyuşmazlıkta İlk Derece Mahkemesince davalıya tebliğe çıkartılan dava dilekçesini içerir davetiyenin 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesine göre davalı Yargıçlar Sendikasına tebliğ edildiği görülmektedir. Davalı Sendika vekili, adrese itiraz etmemekle birlikte tebligatın usulsüz olduğunu, kararı 28.09.2023 tarihinde öğrenmek suretiyle davadan ilk kez haberdar olduklarını ileri sürmüştür.

Tebligat mazbatasında, “.... Mah. .... Sok. No:.../.... Çankaya/Ankara” adresinin esas alındığı, adresin kapalı olması nedeniyle muhatabın komşusu F.D’nin imzasız beyanından muhatabın çarşıya gittiğinin anlaşıldığı, 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesi gereğince mahalle muhtarının imzasına teslim edilip 2 No.lu örnek haber kâğıdının muhatabın kapısına yapıştırılarak muhataba haber vermek üzere imzadan imtina eden komşusu F.D’ye haber verildiği hususlarının belirtildiği, komşunun imzadan imtina ettiği de ayrıca belirtilerek mazbatanın posta görevlisi tarafından imzalandığı görülmektedir. Belirtmek gerekir ki davalı vekilinin davadan haberdar olduklarını öğrendikleri tarihe kadar yapılan diğer tebligatların mazbataları da aynı içeriktedir.

Çankaya Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü tarafından yapılan araştırma neticesinde düzenlenen tutanakta; binadaki bağımsız bölümlerin konut ve işyeri niteliğinde olduğu, tebligat tarihlerinde N.Y. ve S.B. isimli şahısların bina yöneticisi olarak görev yaptığı, bilgi alınan şahıslarca F.D. isimli şahsın vefat ettiği, tebliğ tarihinde F.D’nin “No:2” sayılı adreste avukatlık ofisi olduğu, şahsın kanser hastalığına yakalandığı, bu sebeplerle oğlunun yanında Antalya ilinde sekiz ay kadar kaldığı, yargılama dönemine ilişkin tarih aralığında bu şahsı binada sadece bir kez gördükleri yönünde beyanda bulunulduğu belirtilmiştir.

Açıklanan bu maddi ve hukuki olgular karşısında; öncelikle binanın giriş katında ve 2 numaralı bağımsız bölümde oturan F.D. isimli şahsın, yerleşim yeri binanın 15 numaralı bağımsız bölümü olan davalı Sendikaya göre en yakın komşu sıfatını haiz olmadığı; ikinci olarak 7201 sayılı Kanun’un 21/1 hükmünde açık bir şekilde belirtilmesine karşın yöneticiye de haber verilmediği hususları gözetildiğinde, dava dilekçesini içeren duruşma gününü bildirir tebligatın davalıya tebliğ işlemi 7201 sayılı Kanun’un 21. maddesine aykırı olduğundan, davalının adil yargılanma hakkı ile bu kapsamdaki hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği tartışmasızdır.

Bu itibarla İlk Derece Mahkemesince dava dilekçesini içeren duruşma gününü bildirir tebligat yukarıda açıklanan mevzuata uygun şekilde davalıya tebliğ edilmeli, taraf teşkili sağlanıp hukuki dinlenilme hakkının temini sonrasında yargılamaya başlanılmalı ve işin esası incelenmelidir. Anılan hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm tesisi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

  1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

  2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Bozma sebebine göre sair hususların incelenmesine şimdilik yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalı Sendikaya iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi." (YARGITAY 9. HUKUK DAİRESİ Esas No : 2024/14784 Karar No : 2025/475 )


TEBLİGATLARDA PTT'NİN GÖREVLİ OLDUĞU BUNDAN DOLAYI BAŞKA KANUNLARDA DÜZENLENEN KEP GİBİ SİSTEMLER HUKUKSUZDUR


7201 sayılı Tebligat Kanunu’nda tebligat hizmetinin kamu güvencesi altında ve belirli usul kuralları çerçevesinde yürütülmesi amaçlanmıştır. Kanunun elektronik tebligata ilişkin 7/a maddesi ile Elektronik Tebligat Yönetmeliği birlikte değerlendirildiğinde, elektronik tebligat sisteminin PTT tarafından kurulan ve işletilen Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi (UETS) üzerinden yürütülmesinin öngörüldüğü anlaşılmaktadır. Bu nedenle bazı görüşlere göre, tebligat işlemlerinin kanunda açıkça belirtilen PTT/UETS sistemi dışında başka özel elektronik iletişim platformları veya alternatif KEP sistemleri üzerinden yürütülmesi, Tebligat Kanunu’nun emredici hükümlerine aykırılık oluşturmaktadır. Zira tebligat, sıradan bir iletişim işlemi değil; süre başlatan ve hukuki sonuç doğuran resmi bir kamu işlemi niteliğindedir. Bu sebeple güvenlik, denetlenebilirlik ve ispat bakımından kanunda belirtilen sistem dışındaki yöntemlerin hukuki tartışmalara yol açabileceği ifade edilmektedir. Ancak burada önemli bir ayrım bulunmaktadır: Yargıtay kararları genel olarak “KEP sistemi hukuksuzdur” sonucuna değil; “KEP adresi, Tebligat Kanunu anlamında tek başına resmi elektronik tebligat adresi değildir” sonucuna ulaşmaktadır. Yani kararlar, elektronik tebligat bakımından PTT/UETS sisteminin zorunlu olduğunu vurgulamakta; fakat KEP sisteminin tamamen hukuka aykırı olduğunu değil, daha çok yazışma ve iletişim sistemi niteliğinde olduğunu belirtmektedir. Bu noktada usulsüz yapılmış bir tebligatta KEP adresi öğrenilme tarihi açısından değerlendirilebilecektir.


"7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun Elektronik Tebligat başlıklı 7/a maddesinin birinci fıkrasında “Aşağıda belirtilen gerçek ve tüzel kişilere tebligatın elektronik yolla yapılması zorunludur.” şeklinde düzenlenmiş, yine aynı maddenin 1/7. fıkrasında, “kanunla kurulanlar da dahil olmak üzere tüm özel hukuk tüzel kişilerinin” bu kapsamda olduğunun belirtilmiş, 3. fıkrasında ise, birinci ve ikinci fıkra hükümlerine göre elektronik yolla tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde bu kanunda belirtilen diğer usullerle tebligat yapılabileceği hükmüne yer verilmiştir.

06.12.2018 tarih ve 30617 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Elektronik Tebligat Yönetmeliği’nin Tanımlar başlıklı 3/d maddesinde; “Elektronik tebligat adresi: PTT tarafından, gerçek kişiler için kimlik bilgileri, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgileri esas alınmak suretiyle tek ve benzersiz şekilde oluşturulan ve UETS’ye kaydedilen tebligat adresini,” ifade ettiği belirtilmekte olup Yönetmeliğin 5/1. maddesinde zorunlu elektronik tebligat yapılması gereken kuruluşlar sayıldıktan sonra 5/2. maddesinde;  birinci fıkra kapsamı dışında kalan gerçek ve tüzel kişilere, talepleri hâlinde elektronik tebligat adresi verileceği, bu durumda bu kişilere tebligatın elektronik yolla yapılmasının zorunlu olduğu, yine Yönetmeliğin 7. maddesinde; 5 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında kalan gerçek veya tüzel kişilerin, elektronik tebligat adresi almak için PTT’ye başvurabileceği, Yönetmeliğin 8/1. maddesinde; PTT’nin, başvurunun yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde elektronik tebligat adresini, gerçek kişiler için kimlik bilgilerini, tüzel kişiler için ise tabi oldukları sistem bilgilerini esas almak suretiyle tek ve benzersiz olacak şekilde oluşturacağı  ve UETS’ye kaydedeceği, 8/3. maddesinde ise; PTT’nin, 5 inci maddenin ikinci fıkrası kapsamında kalanlar için oluşturduğu elektronik tebligat adresini ilgilisine teslim edeceği ve bu adresi tebligat çıkarmaya yetkili makam ve mercilerin kullanımına derhâl sunacağı açıklanmıştır.

Görüldüğü üzere, 01.01.2019 tarihinden itibaren muhataba elektronik yolla yapılacak tebliğ işlemi için UETS’de kayıtlı aktif edilmiş bir adresin bulunması zorunludur. Diğer bir deyişle elektronik yolla yapılacak tebligat işlemlerinde KEP adresi değil, UETS adresi geçerlidir. 

KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) adresi ise, tebligat almaya elverişli bir adres olmayıp  resmi yazışmaların elektronik ortamda mevzuata uygun, uluslararası standartlarda ve teknik olarak güvenli bir şekilde yapılmasına olanak sağlayan bir sistem olup tebligat amaçlı değil yazışma amaçlı kullanılmaktadır.  

İlk derece mahkemesince, davacının UETS ve KEP adreslerinin bulunup bulunmadığı PTT’den sorulmuş olup, bila tarih 9017 sayılı yazıdan davacı şirkete ait UETS adresi bulunmasına karşın şirket yetkilisi tarafından aktif edilmediğinden elektronik posta yoluyla gönderime kapalı olduğu anlaşılmıştır.

O halde KEP adresi tebligat adresi olmadığından, UETS adresi de aktif olmadığından borçluya posta yoluyla tebligat gönderilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.

Davacının ticaret sicil müdürlüğüne kayıtlı adresine gönderilen tebligatın 14.04.2021 tarihinde muhatabın adresten taşındığı şerhiyle bila tebliğ iade edilmesi üzerine, ticaret sicilinde kayıtlı adresine TK’nın 35/4. maddesine göre yapılan ödeme emri tebliğ işlemi usulüne uygundur.O halde ilk derece mahkemesince şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken, şikayetin kabulüne karar verilmesi isabetsizdir.

Açıklanan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1-b-2. bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, şikayetin reddine karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

I-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile HMK’nın 353/1-b-2. bendi gereğince  İstanbul 5.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2021/664 Esas – 2021/879 Karar sayılı, 31/12/2021  tarihli  kararının KALDIRILMASINA," (İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1063 KARAR NO : 2022/3602)


iLANEN TEBLİGAT NASIL YAPILIR


7201 sayılı Tebligat Kanunu "İlan şekli" konu başlıklı "Madde 29 – İlan suretiyle tebliğ, tebliği çıkartacak merciin mucip sebep beyaniyle vereceği karar üzerine aşağıdaki şekilde yapılır. 1. İlan alakalının ıttılaına en emin bir şekilde vasıl olacağı umulan ve varsa (…)10 tebliği çıkaran merciin bulunduğu yerde intişar eden bir gazete ve bir internet haber sitesi ve ayrıca Basın İlân Kurumu İlan Portalında yapılır.11 2. Tebliğ olunacak evrak ve ilan sureti, tebliği çıkaran merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerine de asılır. (Değişik: 6/6/1985 - 3220/9 md.) Merci, icabına göre ikinci defa ilan yapılmasına karar verebilir. İki ilan arasındaki müddet bir haftadan aşağı olamaz. Gerekiyorsa ikinci ilan, yabancı memleket gazeteleriyle de yaptırılabilir."


7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 29. maddesi, ilanen tebligatın hangi usulle yapılacağını düzenlemektedir. Buna göre, adresi tespit edilemeyen veya kendisine normal yollarla tebligat yapılamayan kişilere yönelik ilanen tebligat, ilgili merciin gerekçeli kararı üzerine gerçekleştirilir. İlan; ilgilinin öğrenmesini sağlayabilecek en uygun şekilde, tebligatı çıkaran merciin bulunduğu yerde yayımlanan bir gazete, internet haber sitesi ve ayrıca Basın İlan Kurumu İlan Portalı aracılığıyla yapılır. Bunun yanında ilan örneği, ilgili merciin herkesin kolayca görebileceği bir yerine de asılır. Gerek görülmesi hâlinde ikinci kez ilan yapılmasına da karar verilebilir. Böylece kanun koyucu, muhatabın tebligattan haberdar olabilmesi için ilanen tebligatı kamuya açık ve ulaşılabilir araçlarla gerçekleştirmeyi amaçlamıştır.


"Dava, rücuan tazminat istemine ilişkindir.


İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince, istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.


... Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.


Dosya kapsamı incelendiğinde, ilgili bölge adliye mahkemesi gerekçeli kararı ile davacı temyiz dilekçesi tebliğinin, davalı ...San. Tic. Ltd. Şti.’nin ticaret sicil adresinde numara belirtilmediği için adres yetersiz olduğundan iade gelmesi sonrası ilanen tebliğ ile yapıldığı anlaşılmaktadır.


7201 sayılı Tebligat Kanununun 12 ve 13 üncü maddelerine göre, tüzel kişilere tebligat yetkili temsilcilerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Tebliğ yapılacak bu kişiler herhangi bir sebeple mutat iş saatlerinde iş yerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacakları bir halde oldukları takdirde, bu durum belirtilerek, tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birisine yapılır.


Yine, 7201 sayılı Kanunun 35/4. maddesinde: “…Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adresleri esas alınır ve bu madde hükümleri uygulanır...” düzenlemesine yer verilmiştir.


Diğer taraftan, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 28. maddesinde “Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır.


Yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır.


Adresin meçhul olması halinde keyfiyet tebliğ memuru tarafından mahalle veya köy muhtarına şerh verdirilmek suretiyle tespit edilir. Bununla beraber tebliği çıkaran merci, muhatabın adresini resmî veya hususi müessese ve dairelerden gerekli gördüklerine sorar ve zabıta vasıtasıyla tahkik ve tespit ettirir…” hususları düzenlenmiş olup, yapılan araştırmalardan sonra ilanen tebligatla ilgili işlemlerin nasıl yapılacağı da, Tebligat Kanunu'nun 29 ve 30. maddeleri ile ilanen tebligatın yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan Tebligat Tüzüğü'nün 46 ve 47. maddelerinde düzenlenmiştir.


Tebligat Kanunu'nun ilana ilişkin 28. maddesi ile Tebligat Tüzüğü'nün 46. maddesindeki hükümler gereği, çok yönlü araştırma (resmi ve hususi müessese ve dairelerden örneğin seçim kurullarından, vergi dairesinden) yapılarak, bundan sonuç alınamaması halinde ilanen tebliğe gidilmesi gerekir. İlanen tebligat, başvurulacak son yoldur. Bu nedenle adres araştırmasının geniş bir çerçeve içerisinde ele alınıp soruşturmanın çok yönlü yapılması zorunludur.


Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, ilanen tebliğin, adresi meçhul kişiler hakkında uygulanması gerektiği ile tüzel kişilik kazanmış bir şirket yönünden ilanen tebliğin mümkün olmadığı dikkate alınarak, davalı ...San. Tic. Ltd. Şti.' nin ticaret sicil adresinin bulunduğu ne var ki bu adresin yetersiz olduğu anlaşılmakla, bölge adliye mahkemesince, ilgili şirketin ticaret siciline esas tüm evrakları ile özellikle adrese esas kayıtları incelenip gerektiğinde daha detaylı bir araştırma ile adres tespiti yoluna gidilerek, gerekçeli karar ile davacı temyiz dilekçesinin usulüne uygun tebliği ile temyiz süresi geçtikten, temyizin süresinde yapıldığı sonucuna varıldığı takdirde doğrudan gönderilmesi için, dosyanın mahalline (ilgili Bölge Adliye Mahkemesine) GERİ ÇEVRİLMESİNE, temyiz itirazlarının bu noksanlıklar giderilip dosya geldikten sonra incelenmesine, 16.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi." (10. Hukuk Dairesi 2022/11214 E.  ,  2022/14250 K.)


"Mahkemece, Belediye ve Tapu Sicil Müdürlüğünden davacıların adresleri sorulmuşsa da Dairenin geri çevirme kararında da belirtildiği gibi davalıların adresleri zabıta vasıtasıyla tespit ettirilmeden ilanen tebligat yapılması yoluna gidildiğinden yapılan bu tebligat usule aykırıdır.


Mahkemece daha önceki geri çevirme kararında belirtildiği gibi işlem yapılması, davalıların adreslerinin zabıta vasıtasıyla tespit ettirilmesi, tespit edilenlere usule uygun tebligat yapılması, tespit edilemeyenlere ise de ilanen tebligat yapılması suretiyle eksikliğin giderilmesi ve bilahere dosyasının, inceleme yapılmak üzere iadesi için dosyanın mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE, 08.05.2006 gününde oybirliğiyle karar verildi." (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesi 2006/3245 E.  , 2006/3874 K.)


UYGULAMADA SIK YAPILAN HATALAR


Uygulamada tebligatların usulsüz sayılmasına en sık neden olan hususlar, genellikle 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun belirli maddelerinin eksik veya hatalı uygulanmasından kaynaklanmaktadır. Özellikle aşağıdaki maddeler, uygulamada en çok hata yapılan ve Yargıtay kararlarına en fazla konu olan düzenlemeler arasında yer almaktadır:


1. Tebligat Kanunu Madde 21/1: En fazla usulsüzlük bu madde kapsamında görülmektedir. Muhatabın adreste bulunmaması hâlinde tebligatın muhtara bırakılması sürecinde;

  • komşuya haber verilmemesi,

  • haber verilen kişinin adının yazılmaması,

  • ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığının belirtilmemesi,

  • kapıya yapıştırma tarihinin eksik olması

gibi eksiklikler tebligatı usulsüz hâle getirmektedir. Yargıtay, özellikle “komşuya haber verildi” şerhinin soyut bırakılmasını çoğu zaman yeterli görmemektedir.


2. Tebligat Kanunu Madde 21/2 (MERNİS Tebligatı): Adres kayıt sistemindeki adrese yapılan tebligatlarda da çok sayıda hata yapılmaktadır. Özellikle;

  • adresin gerçekten MERNİS adresi olduğunun belirtilmemesi,

  • zarf üzerinde gerekli şerhlerin bulunmaması,

  • doğrudan 21/2 uygulanmasına rağmen önce normal tebligat prosedürünün işletilmemesi gereken durumların karıştırılması

uygulamada sıkça usulsüzlük nedeni olmaktadır.


3. Tebligat Kanunu Madde 10: Bilinen en son adrese tebligat yapılması zorunluluğu uygulamada sık ihlal edilmektedir. Tarafın dosyada mevcut güncel adresi araştırılmadan eski adrese tebligat çıkarılması, özellikle icra takiplerinde usulsüzlük sonucunu doğurmaktadır.


4. Tebligat Kanunu Madde 13–18: Tüzel kişilere yapılan tebligatlarda da ciddi hatalar görülmektedir. Şirket çalışanının yetkili olup olmadığının belirtilmemesi, tebligatın rastgele personele bırakılması veya şirket kaşesi/imzası eksiklikleri usulsüzlük sebebi sayılabilmektedir.


5. Tebligat Kanunu Madde 32: Usulsüz tebligatın sonuçlarını düzenleyen bu madde uygulamada çok önemlidir. Özellikle icra dosyalarında borçlular, bu maddeye dayanarak “öğrenme tarihi”ni ileri sürmekte ve sürelerin yeniden başlamasını talep etmektedir. En büyük hata, usulsüzlüğün hiç sonuç doğurmayacağının düşünülmesidir. Oysa kanuna göre usulsüz tebligat tamamen yok sayılmaz; öğrenme tarihinde geçerli hâle gelir.


6. Elektronik Tebligat Hükümleri (Madde 7/a): Son yıllarda en çok tartışılan alanlardan biridir. Özellikle;

  • aktif UETS adresi yerine farklı elektronik adreslere tebligat yapılması,

  • elektronik tebligat zorunlusu olan kişilere fiziki tebligat gönderilmesi,

  • tebliğ tarihinin yanlış hesaplanması

sıkça usulsüzlük iddiasına neden olmaktadır.


Uygulamada en çok usulsüzlüğe neden olan alan Madde 21 kapsamındaki muhtara tebligat işlemleridir. Çünkü tebliğ memurunun yapması gereken şekli işlemler oldukça ayrıntılıdır ve küçük eksiklikler dahi savunma hakkını etkileyebildiğinden Yargıtay tarafından önemsenmektedir. Özellikle ihbarname, komşuya haber verme ve kapıya yapıştırma işlemleri, usulsüz tebligat incelemelerinde belirleyici rol oynamaktadır.


TEBLİGAT HUKUKUNDA AVUKATIN ÖNEMİ


Tebligatın usule uygun olup olmadığının tespiti, çoğu zaman teknik ayrıntılara hâkim olmayı gerektiren ve yargılamanın kaderini doğrudan etkileyebilen kritik bir değerlendirmedir. Bu noktada avukatın rolü yalnızca tebligatı almakla sınırlı olmayıp, yapılan bildirimin 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğini denetlemeyi de kapsar. Zira adresin doğru tespit edilip edilmediği, tebliğ işleminin kime ve ne şekilde yapıldığı, mazbatanın usulüne uygun düzenlenip düzenlenmediği gibi hususlar, çoğu zaman ancak hukuki bilgi ve tecrübe ile sağlıklı biçimde değerlendirilebilir. Avukatın bu denetimi yapması, olası bir usulsüzlüğün erken aşamada tespit edilerek süre kaybı ve hak düşümü risklerinin önüne geçilmesini sağlar; aksi hâlde taraflar, farkında olmadan aleyhlerine sonuç doğurabilecek usul işlemleriyle karşı karşıya kalabilirler. Bu nedenle tebligatın hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde avukat desteği, hak arama özgürlüğünün etkin şekilde kullanılabilmesi bakımından vazgeçilmez bir öneme sahiptir.


SONUÇ


Usule uygun tebligat, adil yargılanma hakkının sağlanmasında temel bir araçtır. Tebligat işlemlerinde yapılacak en küçük bir usul hatası dahi, yargılamanın uzamasına ve hak kayıplarına neden olabilmektedir. Bu nedenle gerek uygulayıcıların gerekse tarafların tebligat hukukuna ilişkin kuralları titizlikle takip etmesi gerekmektedir. Tebligat kurumu, yargılamanın sağlıklı ilerleyebilmesi ve kişilerin hukuki dinlenilme hakkının korunabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle ilanen tebligat gibi istisnai tebligat yöntemleri, ancak kanunda öngörülen şartların varlığı hâlinde ve sıkı usul kuralları çerçevesinde uygulanmalıdır. Aksi hâlde yapılan usulsüz tebligatlar, kişilerin savunma hakkını zedeleyebilmekte, hak kayıplarına neden olabilmekte ve yargılamanın adilliğini tartışmalı hâle getirebilmektedir. Bu nedenle Tebligat Kanunu’nda yer alan şekil şartlarının eksiksiz uygulanması, hem hukuki güvenliğin sağlanması hem de adil yargılanma ilkesinin korunması bakımından zorunludur. Özellikle uygulamada sıkça karşılaşılan usulsüzlüklerin önüne geçilebilmesi için, tebligat işlemlerinin kanun ve yönetmelik hükümlerine uygun şekilde yürütülmesi büyük önem arz etmektedir.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page