top of page

HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ KARŞILAŞTIRILMASI

HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ KARŞILAŞTIRILMASI, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ HUKUKİ DAYANAKLARI VE KODİFİKASYONLARININ KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ DAVA KONUSU BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ AMAÇ VE KAPSAM BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ 5 YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ SONUÇLARI BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİTİ VE PRİME ESAS KAZANÇ DAVASI ARASINDAKİ FARKLAR (KARŞILAŞTIRMA TABLOSU), HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ BİRLİKTE AÇILMASI VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME, HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVALARINDA AVUKATIN ÖNEMİ VE HUKUKİ SÜRECİN PROFESYONEL YÖNETİMİ, HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ DAVALARINDA AVUKATIN ROLÜ, AVUKATSIZ YÜRÜTÜLEN DAVALARDA KARŞILAŞILAN RİSKLER, AVUKAT DESTEĞİNİN HUKUKİ SONUÇLARA ETKİSİ, HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVALARINDA BÜTÜNCÜL DEĞERLENDİRME


Sigortalı olarak çalışan işçilerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) kayıtlarının gerçeği tam olarak yansıtmamasıdır. Çalışma sürelerinin eksik bildirilmesi veya ücretin düşük gösterilmesi, hem emeklilik süresini hem de bağlanacak emekli maaşını doğrudan etkilemektedir. Bu noktada iş hukukunda iki temel dava türü öne çıkar: hizmet tespit davası ve prime esas kazanç tespiti davası.


Her iki dava da SGK kayıtlarının düzeltilmesini amaçlasa da, korudukları hukuki değer ve sonuçları bakımından önemli farklılıklar içerir. Bu nedenle hangi durumda hangi davanın açılması gerektiğinin doğru belirlenmesi, hak kaybı yaşanmaması açısından kritik öneme sahiptir.


HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ KARŞILAŞTIRILMASI, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ HUKUKİ DAYANAKLARI VE KODİFİKASYONLARININ KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ DAVA KONUSU BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ AMAÇ VE KAPSAM BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ 5 YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ SONUÇLARI BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİTİ VE PRİME ESAS KAZANÇ DAVASI ARASINDAKİ FARKLAR (KARŞILAŞTIRMA TABLOSU), HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ BİRLİKTE AÇILMASI VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME, HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVALARINDA AVUKATIN ÖNEMİ VE HUKUKİ SÜRECİN PROFESYONEL YÖNETİMİ, HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ DAVALARINDA AVUKATIN ROLÜ, AVUKATSIZ YÜRÜTÜLEN DAVALARDA KARŞILAŞILAN RİSKLER, AVUKAT DESTEĞİNİN HUKUKİ SONUÇLARA ETKİSİ, HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVALARINDA BÜTÜNCÜL DEĞERLENDİRME
HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ KARŞILAŞTIRILMASI, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ HUKUKİ DAYANAKLARI VE KODİFİKASYONLARININ KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ DAVA KONUSU BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ AMAÇ VE KAPSAM BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ 5 YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ SONUÇLARI BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ, HİZMET TESPİTİ VE PRİME ESAS KAZANÇ DAVASI ARASINDAKİ FARKLAR (KARŞILAŞTIRMA TABLOSU), HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ BİRLİKTE AÇILMASI VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME, HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVALARINDA AVUKATIN ÖNEMİ VE HUKUKİ SÜRECİN PROFESYONEL YÖNETİMİ, HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ DAVALARINDA AVUKATIN ROLÜ, AVUKATSIZ YÜRÜTÜLEN DAVALARDA KARŞILAŞILAN RİSKLER, AVUKAT DESTEĞİNİN HUKUKİ SONUÇLARA ETKİSİ, HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVALARINDA BÜTÜNCÜL DEĞERLENDİRME

Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası, Sosyal Güvenlik Hukuku kapsamında en sık karıştırılan iki dava türüdür. Her iki dava da işçinin SGK kayıtlarının gerçeğe uygun hale getirilmesini amaçlasa da, kapsamları ve sonuçları bakımından önemli farklılıklar içerir.


Maaş ve bordronun hukuki temelleri için "SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA BİLDİRİLEN MAAŞ VE BORDRODA YER ALAN ÖDEMELER NELERDİR? PRİME ESAS KAZANÇ NEDİR?" başlıklı makalemizi okumak için "https://www.avukatyildirimyildirim.com/post/maas-bordro-prime-esas-kazanc-odemeler" linke tıklayarak okuyabilirsiniz.


Prime esas kazanç tespiti davası hakkındaki makalemizi okumak için "MAAŞIM DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR, HAKLARIM NELERDİR? (PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASI)" başlıklı yazımızı https://www.avukatyildirimyildirim.com/post/maasim-dusuk-gosteriliyor-haklarim-nelerdir linke tıklayarak okuyabilirsiniz.


Hizmet tespit davası için daha ayrıntılı bilgi için "SİGORTASIZ ÇALIŞTIRILDIM, HAKLARIM NELERDİR? HİZMET TESPİT DAVASI" başlıklı yazımızı https://www.avukatyildirimyildirim.com/post/sigortasiz-calistirildim-haklarim-nelerdir-hizmet-tespit-davasi linke tıklayarak okuyabilirsiniz. Ayrıca hizmet tespit davası ve prime esas kazanç tespiti davası için Av. Pınar SORAN'ın videolarını da izlemenizi tavsiye ederiz.

1. HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ HUKUKİ DAYANAKLARI VE KODİFİKASYONLARININ KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ


A. Hizmet Tespit Davası:


Hizmet tespit davası, işçinin fiilen çalıştığı halde Sosyal Güvenlik Kurumu’na hiç bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi nedeniyle, bu çalışma sürelerinin yargı kararıyla tespit edilmesini sağlayan ve 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında "Prim belgeleri ve işyeri kayıtları" başlıklı 86. Maddenin 8. Fıkrasında "Aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilâm ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları dikkate alınır." aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalıların açabileceği bir dava türü olarak 55510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 86. Maddenin 8. Fıkrasından doğmaktadır.


Mülga 506 Sayılı Sigortalar Kanunu "Prim Belgeleri" konu başlıklı 79. Madde 10. Fıkrası "...Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır." denilmiştir.


B. Prime Esas Kazanç Tespiti Davası: 


Prime esas kazanç tespiti davası 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesi "MADDE 80- (Değişik: 17/4/2008-5754/47 md.)

4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.

a) Prime esas kazançların hesabında;

1) Hak edilen ücretlerin,

2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,

3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin,

brüt toplamı esas alınır.

b) (Değişik:2/4/2026-7577/10 md.) Aşağıda sayılan;

1) Ayni yardımlar,

2) Ölüm, doğum, evlenme yardımları,

3) Görev yollukları,

4) Seyyar görev, kıdem, ihbar ve kasa tazminatı,

5) İş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödemeler,

6) Keşif ücreti,

7) Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek çocuk ve aile zamları,

8) İşverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin %30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları,

9) İşverence işyerinde veya müştemilatında yemek verilmeyen durumlarda, çalışılan günlere ait bir günlük yemek bedelinin 300 Türk lirasına kadar olan kısmı,

prime esas kazanca tabi tutulmaz. (9) numaralı alt bentte belirtilen tutar, her yıl bir önceki yıla ilişkin olarak 213 sayılı Kanunun mükerrer 298 inci maddesinin (B) fıkrasına göre belirlenen yeniden değerleme oranında artırılmak suretiyle uygulanır. Bu şekilde hesaplanan tutarın %5’ini aşmayan kesirler dikkate alınmaz.

c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz.

d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102 nci madde hükümleri uygulanmaz.

e) Saatlik, günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmış olmayıp da komisyon ücreti ve kâra katılma gibi belirsiz zaman ve tutar üzerinden ücret alan sigortalıların prim ve ödeneklerinin hesabında esas tutulacak günlük kazançları, 82 nci madde hükmüne göre belirlenen alt sınırdır.

f) Bir işverene tabi olarak çalışan sigortalının belirli ücretinin dışında ayrıca (e) bendi kapsamında ücret alması halinde, prime esas günlük kazancı bunların toplamından oluşur.

g) Primlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç, sigortalının, bir ay için prime esas tutulan kazancının otuzda biridir. Ancak günlük kazancın hesabına esas tutulan ay içindeki bazı günlerde çalışmamış ve çalışmadığı günler için ücret almamış sigortalının günlük kazancı, o ay için prime esas tutulan kazancının ücret aldığı gün sayısına bölünmesi suretiyle hesaplanır.

h) Sigortalıların günlük kazançlarının hesabında esas tutulan gün sayıları, aynı zamanda, bunların prim ödeme gün sayılarını gösterir. Ancak, işveren ve sigortalı arasında kısmî süreli hizmet akdinin yazılı olarak yapılmış olması kaydıyla, ay içerisinde günün bazı saatlerinde çalışan ve çalıştığı saat karşılığında ücret alan sigortalının ay içindeki prim ödeme gün sayısı, ay içindeki toplam çalışma saati süresinin 4857 sayılı İş Kanununa göre belirlenen haftalık çalışma süresine göre hesaplanan günlük çalışma saatine bölünmesi suretiyle bulunur. Bu şekildeki hesaplamada gün kesirleri bir gün kabul edilir.

ı) İşveren ve sigortalı arasında çağrı üzerine çalışmaya dayalı yazılı iş sözleşmesinde taraflar arasında çalışma süresi gün, hafta ve ay olarak belirlenmemiş ise, sigortalının ay içindeki prim ödeme gün sayısı haftalık çalışma süresi en az yirmi saat kararlaştırılmış sayılarak (h) bendi hükmüne göre hesaplanır.

i) 88 inci maddenin dördüncü fıkrasına göre ay içerisinde 30 günden az prim ödeme gün sayılarına ait eksik günlerin genel sağlık sigortası primleri, eksik çalışma süreleri dikkate alınmak suretiyle hesaplanır.

j) (Ek: 31/7/2008-5797/1 md.) Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her derece ve türdeki örgün ve yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında ilgili mevzuatı çerçevesinde uzman ve usta öğretici olarak çalıştırılanların prim ödeme gün sayısı 30 günü aşmamak kaydıyla, bir takvim ayı içerisinde hak kazandıkları brüt ek ders ücreti toplam tutarının, prime esas günlük kazanç alt sınırına bölünmesi sonucu bulunur. Bu şekilde yapılacak hesaplamalarda tam sayıdan sonraki küsuratlar dikkate alınmaz.

k) (Ek: 13/2/2011-6111/37 md.) (…) yükseköğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler, kamu kurum ve kuruluşları tarafından desteklenen projelerde görevli bursiyerler ve 2547 sayılı Kanunun 46 ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden aylık prime esas kazanç tutarı 82 nci maddeye göre belirlenen günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katından fazla olmayanlar ile kursiyerlerin prime esas günlük kazançlarının hesaplanmasında prime esas günlük kazanç alt sınırı dikkate alınır. (Değişik ikinci cümle: 2/12/2016-6764/57 md.) Aday çırak, çırak, işletmelerde mesleki eğitim, mesleki ve teknik ortaöğretim sırasında staj, tamamlayıcı eğitim ya da alan eğitimi gören öğrencilerin prime esas kazançları ilgili kanunlarında öngörüldüğü şekilde belirlenir.

4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.

a) Aylık prime esas kazanç, 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırı ile üst sınırı arasında kalmak şartı ile kendileri tarafından beyan edilecek günlük kazancın otuz katıdır. Bu sigortalılar tarafından Kurumca belirlenen sürelerde aylık prime esas kazanç beyan edilir. Beyanda bulunmayan sigortalıların aylık prime esas kazancı, prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katı olarak belirlenir.

b) (Mülga: 4/4/2015-6645/46 md.)

c) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalı sayılmayı gerektirecek birden fazla durumun söz konusu olması halinde, bu fıkranın (a) ve (b) bentlerinde belirtilen esaslara göre tek beyanda bulunulur.

d) (Ek: 17/4/2017-KHK-690/45 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7077/41 md.) 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamındaki muhtar sigortalılarının aylık prime esas kazançları, günlük prime esas kazanç alt sınırının otuz katıdır.

Bu Kanuna göre ilk defa 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında sigortalı olanların prime esas kazançlarının hesabında;

a) Aylıklarını personel kanunlarına göre alan sigortalılar için;

1) İlgili kanunları uyarınca aylık gösterge ve ek göstergeler üzerinden ödenen aylık tutarları,

2) Memuriyet taban aylık ve kıdem aylık tutarları,

3) Makam, temsil ve görev tazminatları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 152 nci maddesi uyarınca (bölge, kurum, birim, çalışma mahalli, görevin niteliği ve benzeri kriterlere dayalı olarak asıl tazminatlara ilave, ek veya ayrıca ödenen tazminatlar hariç) ödenen tazminatlar (375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki (III) sayılı Cetvelin 1 inci ve 2 nci sıralarında sayılanlar ile düzenleyici ve denetleyici kurumların emsali personeli için, 152 nci maddenin “II- Tazminatlar” kısmının “A- Özel Hizmet Tazminatı” bölümünün (ğ) bendi ile “F- Denetim Tazminatı” bölümünün (b) bendinde yer alan tazminatlar esas alınır), 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanununun ek 17 nci maddesinin (A) bendinde yer alan cetvelde belirtilen oranlar üzerinden ödenen hizmet tazminatı (28/2/1982 tarihli ve 2629 sayılı Kanun ile 17/11/1983 tarihli ve 2955 sayılı Kanuna göre tazminat veya üniversite ödeneği alanların sadece rütbelerinin karşılığı hizmet tazminatları), 11/10/1983 tarihli ve 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanununun 12 nci maddesi uyarınca ödenen üniversite ödeneği, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca ödenen ek ödeme,

b) Kadro karşılığı sözleşmeli olarak görev yapan sigortalılar ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 10 uncu maddesi kapsamındaki sigortalılar için işgal ettikleri kadrolar esas alınmak suretiyle (a) bendinde öngörülen unsurlar üzerinden hesaplanan tutarı,

c) Açıktan vekil olarak atanan sigortalılar için, (a) bendinde öngörülen unsurlardan ilgili mevzuatı uyarınca ödenen tutarı,

ç) Başka bir kadro ya da görevin ödeme unsurları esas alınmak ve kıyaslanmak suretiyle aylık veya ücret ödenen sigortalılar için; emsal alınan kadro veya görevin prime esas kazanç tutarını geçmemek üzere, bu kazancın aylık veya ücret ödenmesinde öngörülen oranında hesaplanacak tutarı,

d) Büyükşehir belediye başkanları için bakanlık genel müdürünün, diğer belediye başkanları için ise öğrenim durumları itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre yükselebilecekleri dereceyi aşmamak kaydıyla, 657 sayılı Kanuna ekli (I) sayılı ek gösterge cetvelinin “VIII. Mülki İdare Amirliği Hizmetleri Sınıfı” bölümünün (c) bendinde belirtilenlerin prime esas kazançları,

e) 78 sayılı Yükseköğretim Kurumları Öğretim Elemanlarının Kadroları Hakkında Kanun Hükmünde Kararname eki cetvellerde yer alan yükseköğretim kurumlarına bağlı konservatuvarlarda 2914 sayılı Yüksek Öğretim Personel Kanununun 15 inci maddesi uyarınca sözleşme ile istihdam edilen öğretim elemanlarından sanatçı öğretim elemanı olarak istihdam edilenler için, anılan Kanunda öğretim görevlisi kadro unvanında istihdam edilenlerin tahsil ve derecelerine göre belirlenen prime esas kazanç tutarı; kamu idarelerinde sanatçı, sanatkar ve sanatçı öğretmen olarak sözleşme ile istihdam edilenler için, tahsil ve dereceleri itibarıyla 657 sayılı Kanuna tabi olarak teknik hizmetler sınıfında yer alan mühendislerin (a) bendindeki prime esas kazanç tutarı; yüksek öğretim kurumları ile diğer kamu idarelerinde sanat uygulatıcısı ve sahne uygulatıcısı olarak sözleşme ile istihdam edilenlerden en az önlisans mezunu olanlar için tahsil ve dereceleri itibarıyla 657 sayılı Kanuna tabi olarak teknik hizmetler sınıfında yer alan teknikerlerin, diğerleri için ise teknisyenlerin prime esas kazanç tutarları,

f) İlgili kanunlarında veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde emeklilik ya da ek gösterge açısından belirli bir kadro, unvan veya görevle bağlantı kurulanlar için, bağlantı kurulan kadro, unvan veya görevin prime esas kazanç tutarı,

g) Bu fıkranın (a) ilâ (f) bentleri kapsamı dışında kalan sigortalılar için atandıkları görev itibarıyla 657 sayılı Kanuna göre girebilecekleri sınıflardaki benzer görevlerin aynı kadro, unvan, tahsil ve derecesi için belirlenen prime esas kazanç tutarları,

esas alınır. Vekalet veya ikinci görev karşılığında ilgili mevzuatı uyarınca yapılacak ödemeler prime esas kazancın hesabında dikkate alınmaz.

Yalnızca genel sağlık sigortasına tâbi olanlar bakımından prime esas aylık kazancın tespitinde; 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (d) bendinde sayılan kişiler için 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının iki katının otuz günlük tutarı, 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi ile onikinci, onüçüncü ve ondördüncü fıkralarında belirtilen kişiler için asgari ücret, 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen kişiler için ise prime esas asgari kazanç tutarı esas alınır. (Değişik ikinci cümle: 23/2/2017-6824/14 md.) 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı sayılanlar için 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz günlük tutarı, prime esas kazanç tutarı olarak esas alınır. (Ek cümle: 13/2/2011-6111/37 md., Değişik üçüncü cümle: 23/2/2017-6824/14 md.) Ancak, tescil tebliğ tarihinden itibaren bir ay içinde gelir testi talebinde bulunanlardan gelir testi sonucuna göre aile içindeki gelirleri brüt asgari ücretin üçte birinin altında tespit edilenlerin bu sürelerde yaptıkları ödemeler herhangi bir faiz uygulanmaksızın iade veya mahsup edilir. (Mülga dördüncü cümle: 23/2/2017-6824/14 md.) (…)" gereği sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Prime esas kazanç tespiti davasının hukuki olarak dayanağı bu kanun maddesidir.


Ayrıca mülga 506 sayılı Kanunun “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesi "Madde 77 - Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödiyecekleri primlerin hesabında: a) Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin, b) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin, c) İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, Brüt toplamı esas alınır. Şu kadar ki, yolluklar, çocuk ve aile zamları, ölüm, doğum ve evlenme yardımları ile aynı yardımlar sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak ücretlerin aylık tutarının tesbitinde nazara alınmaz. Her sigortalının prim hesabına esas tutulacak aylık kazanç toplamının 50 kuruşa kadar olan lira kesri nazara alınmaz, 50 kuruş ve daha fazla olan kesirler liraya çıkarılır. Günlük, haftalık veya aylık olarak belirli bir ücrete dayanmış olmayıp da komisyon ücreti ve kara katılma gibi belirsiz zaman ve miktar üzerinden ücret alan sigortalıların prim ve ödeneklerinin hesabında esas tutulacak günlük kazançları, 78 inci madde hükmü saklı kalmak şartiyle, Bakanlar Kurulu karariyle belli edilir. Şu kadar ki, sigortalının ayrıca belirli bir kazancı varsa, bu takdirde prim ve ödeneklerin hesabında esas tutulacak günlük kazancı, yukarıki fıkraya göre hesabedilecek günlük kazancına belirli kazancı üzerinden hesaplanacak günlük kazancın ilavesi suretiyle bulunur. Bu kanun gereğince primlerin hesabına esas tutulacak günlük kazanç, sigortalının, bir ay için prime esas tutulan kazancının otuzda biridir. Günlük kazancın hesabına esas tutulan ay içindeki bazı günlerde çalışmamış ve çalışmadığı günler için ücret almamış sigortalının günlük kazancı, o ay için prime esas tutulan kazancı ücret aldığı gün sayısına bölünerek hesaplanır. Sigortalıların günlük kazançlarının hesabında esas tutulan gün sayıları, aynı zamanda, bunların prim ödeme gün sayılarını gösterir. Bir ay içinde çeşitli işverenlerin işinde çalışan sigortalının bu kanun gereğince alınacak primlerine esas tutulacak aylık ve günlük kazancının tesbitinde her işverenden elde ettiği aylık ve günlük kazanç tutarı ayrı ayrı nazara alınır ve primler buna göre hesaplanır." denilmiştir.


C. HUKUKİ DAYANAKLARI BAKIMINDAN ORTAK NOKTALAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası, her ne kadar farklı uyuşmazlık konularına ilişkin olsa da her iki dava türünün temelinde sosyal güvenlik hukukunun emredici hükümleri ve sigortalının sosyal güvenlik hakkının korunması amacı bulunmaktadır. Her iki dava da öncelikle 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında değerlendirilmekte olup, sigortalılık statüsünün ve sosyal güvenlik kayıtlarının gerçeğe uygun şekilde oluşturulmasını amaçlamaktadır.


Her iki dava türü de "X. Sosyal güvenlik hakları" bölümünün "A. Sosyal güvenlik hakkı" başlıklı Anayasa'nın 60. maddesi "Madde 60 – Herkes, sosyal güvenlik hakkına sahiptir. Devlet, bu güvenliği sağlayacak gerekli tedbirleri alır ve teşkilatı kurar." ile güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkının bir yansıması niteliğindedir. Ayrıca her iki dava bakımından da 5510 Sayılı Kanun'un sigortalılık, prim ve sosyal güvenlik kayıtlarının doğruluğuna ilişkin hükümleri uygulanmaktadır. Bunun yanında uyuşmazlıkların çözümünde 4857 Sayılı İş Kanunu hükümleri, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ispat ve delillere ilişkin düzenlemeleri ile Yargıtay'ın yerleşik içtihatları da önem arz etmektedir.


Diğer taraftan her iki dava da kamu düzeni ile yakından ilgili kabul edilmektedir. Bu nedenle Yargıtay uygulamasında gerek hizmet tespit davalarında gerekse prime esas kazanç tespiti davalarında hâkimin tarafların sunduğu delillerle yetinmeyerek gerektiğinde resen araştırma yapabileceği ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.


Bu yönüyle her iki dava, sosyal güvenlik sisteminin sağlıklı işlemesi ve sigortalının gerçek çalışma yaşamının Kurum kayıtlarına doğru şekilde yansıtılması amacında birleşmektedir.


"Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur." (10. Hukuk Dairesi 2025/2930 E. , 2026/1507 K. )


"Uyuşmazlık, prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.Davanın yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun'un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80. maddesinin 1. fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır."  (10. Hukuk Dairesi  2025/14925 E.  ,  2026/2300 K.)


D. HUKUKİ DAYANAKLARI BAKIMINDAN TEMEL FARKLILIKLAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası arasındaki temel farklılık, doğrudan dayandıkları kanun hükümlerinde ortaya çıkmaktadır. Hizmet tespit davası, kanun koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş özel bir dava türüdür. Bu davanın hukuki dayanağını 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 86. maddesinin 8. fıkrası oluşturmaktadır. Anılan hükümde, işveren tarafından Kuruma bildirilmeyen veya Kurumca tespit edilemeyen çalışmaların mahkeme kararıyla ispat edilebileceği açıkça düzenlenmiştir. Benzer düzenleme mülga 506 Sayılı Sigortalar Kanunu'nun 79/10. maddesinde de yer almıştır.


Buna karşılık prime esas kazanç tespiti davası, hizmet tespit davasında olduğu gibi kanunda adı açıkça belirtilmiş müstakil bir dava türü değildir. Bu dava, esas itibarıyla 5510 Sayılı Kanun'un "Prime Esas Kazançlar" başlıklı 80. maddesinde düzenlenen prime tabi kazanç unsurlarından kaynaklanmaktadır. Anılan maddede hangi ödemelerin prime esas kazanca dahil edileceği ve hangi ödemelerin istisna kapsamında değerlendirileceği ayrıntılı şekilde düzenlenmiştir. Dolayısıyla prime esas kazanç tespiti davası, işçinin Kuruma bildirilen ücretinin gerçeği yansıtmadığı veya prime tabi bazı ödemelerin SGK'ya eksik bildirildiği iddiasına dayanmaktadır.

Mülga 506 Sayılı Kanun döneminde ise bu davanın normatif dayanağını Kanun'un 77. maddesinde düzenlenen "prime esas ücretler" hükümleri oluşturmaktaydı. Ancak gerek mülga 506 Sayılı Kanun'da gerekse yürürlükteki 5510 Sayılı Kanun'da "prime esas kazanç tespiti davası" adı altında özel bir dava türü düzenlenmemiştir. Bu dava türü büyük ölçüde Yargıtay içtihatları ve uygulama ile geliştirilmiştir.


Sonuç olarak hizmet tespit davası doğrudan ve açık şekilde 5510 Sayılı Kanun'un 86/8. maddesinden kaynaklanan kanuni bir dava türü iken, prime esas kazanç tespiti davası 5510 Sayılı Kanun'un 80. maddesinde düzenlenen prime esas kazanç hükümlerinin uygulanmasından doğan ve yargısal içtihatlarla şekillenmiş bir dava niteliğindedir. Bu nedenle hizmet tespit davasında temel amaç çalışma olgusunun tespiti iken, prime esas kazanç tespiti davasında temel amaç bildirilen ücret ve prime tabi kazanç unsurlarının gerçeğe uygun şekilde belirlenmesidir.


2. HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ DAVA KONUSU BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ


A. Hizmet Tespit Davası:


Hizmet tespit davasının dava konusu, sigortalının bir işverene bağlı olarak fiilen çalışmış olmasına rağmen bu çalışmasının Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi nedeniyle, bildirilmeyen çalışma sürelerinin mahkeme kararı ile tespit edilmesidir. Bu dava türünde temel uyuşmazlık, sigortalının belirli bir işyerinde çalışıp çalışmadığı ve çalışmasının hangi tarih aralıklarında gerçekleştiği hususlarında toplanmaktadır.


Başka bir ifadeyle hizmet tespit davası, sigortalılık ilişkisinin varlığının ve sigortalılık süresinin belirlenmesine yönelik bir tespit davasıdır. Bu davada mahkemeden talep edilen husus, işçinin fiilen çalıştığı halde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarında yer almayan çalışma sürelerinin tespit edilerek Kurum kayıtlarına işlenmesidir. Dolayısıyla davanın odak noktasını çalışma olgusu oluşturmaktadır.


Hizmet tespit davalarında uyuşmazlık çoğu zaman işçinin işyerinde fiilen çalışıp çalışmadığı, çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri ile çalışma süresinin kapsamı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bu nedenle mahkeme tarafından yapılacak incelemede öncelikle işçinin işyerindeki fiili çalışmasının varlığı araştırılmakta; tanık anlatımları, işyeri kayıtları, resmi kurum kayıtları ve diğer deliller değerlendirilerek çalışma olgusu ortaya çıkarılmaya çalışılmaktadır.


Hizmet tespit davası, işçinin çalıştığı sürelerin SGK’ya bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi durumunda, bu sürelerin tespit edilmesini amaçlar. Yani temel konu, işçinin hangi tarihler arasında çalıştığının belirlenmesidir.

.

Prime esas kazanç tespiti davası ise işçinin SGK’ya bildirilen ücretinin gerçeğe uygun olmaması durumunda açılır. Bu davada çalışma süresi değil, bildirilen maaşın doğru olup olmadığı incelenir.


Sonuç olarak hizmet tespit davasının dava konusu, sigortalının Kuruma bildirilmeyen veya eksik bildirilen çalışma sürelerinin tespiti olup, davanın temel amacı sigortalılık süresinin ve prim ödeme gün sayısının gerçeğe uygun şekilde belirlenmesini sağlamaktır.


"Uyuşmazlık hizmet tespitine ilişkindir. Dosya arasına alınan ve davacıya ödeme yapıldığına dair " köy masraf senedi ve ita emri " başlıklı belgeler, ... Köyü Muhtarlığından kuruma yapılan ancak davacının sigortalı hesap cetvelinde yer almayan bildirimlerin, adı geçen köyde benzer soyadına sahip başka bir kimse olmadığı ve dinlenen tanık beyanlarına göre bildirimin yapıldığı tarihlerde davacının köyde çalışmasının bulunduğu anlaşılmakla davacıya ait olduğunun ancak bazı bilgiler eksik ya da yanlış olduğundan davacının sigortalı hesap cetvelinde yer almadığı, davacı tanıkları ve kamu tanığı olarak dinlenen diğer tanıkların beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının talebe konu yıllar arasında kesintisiz bir çalışmasının bulunmadığı, 1984 yılından itibaren bir süre köy bekçiliği yaptığı ancak bu durumun sürekli bir çalışma şeklinde devam etmediği, iş olduğunda yevmiye usulü çağırıldığı, bazen de 3-4 ay kır bekçiliği yaptığı, bu haliyle köyün bir kısım işlerini ayrı ayrı zamanlarda yaptığı anlaşılmış olup, bahse konu işe giriş bildirgesi, bazı tarihlere ait ödeme belgeleri de göz önünde bulundurulduğunda," (10. Hukuk Dairesi 2022/14425 E.  ,  2023/137 K.)


B. Prime Esas Kazanç Tespiti Davası: 


Prime esas kazanç tespiti davasının dava konusu, sigortalının Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen prime esas kazancının gerçeği yansıtmadığı iddiasına dayanmaktadır. Bu dava türünde temel uyuşmazlık, işçinin belirli bir işyerinde çalışıp çalışmadığı değil, çalışmasının karşılığında elde ettiği gerçek ücretin ve prime tabi diğer ödemelerin doğru şekilde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilip bildirilmediği noktasında ortaya çıkmaktadır.


Uygulamada bazı işverenler tarafından işçilerin ücretleri asgari ücret veya gerçeğinden daha düşük tutarlar üzerinden SGK'ya bildirilebilmekte; buna karşılık işçiye elden ödeme yapılmak suretiyle daha yüksek ücret ödenebilmektedir. Benzer şekilde prim, ikramiye, satış primi, performans primi, düzenli ek ödemeler ve prime tabi diğer kazanç unsurları da Kuruma eksik bildirilebilmektedir. Bu gibi durumlarda sigortalının emeklilik hesabına esas alınacak prime esas kazancı gerçeği yansıtmamakta ve sosyal güvenlik hakları zarar görmektedir.


Prime esas kazanç tespiti davasında mahkemeden talep edilen husus, işçinin fiilen aldığı gerçek ücretin ve prime tabi kazançlarının tespit edilerek Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının gerçeğe uygun hale getirilmesidir. Bu nedenle davanın merkezinde çalışma olgusu değil, çalışma karşılığında elde edilen gerçek ücret ve prime esas kazanç miktarı bulunmaktadır.


Bu dava türü özellikle emekli aylığı, malullük aylığı, iş göremezlik ödeneği, ölüm aylığı ve diğer sosyal güvenlik haklarının doğru hesaplanabilmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Zira sigortalının emeklilikte elde edeceği gelir ve sosyal güvenlik haklarının önemli bir bölümü prime esas kazanç tutarına göre belirlenmektedir. İşveren tarafından ücretin eksik bildirilmesi, sigortalının uzun yıllar boyunca daha düşük prim üzerinden sigortalı gösterilmesine ve buna bağlı olarak emeklilik haklarının azalmasına neden olabilmektedir.


Sonuç olarak prime esas kazanç tespiti davasının dava konusu, sigortalının çalışma süresinin değil, çalışmasının karşılığını oluşturan gerçek ücretinin ve prime tabi kazançlarının tespit edilmesidir. Bu yönüyle hizmet tespit davasından ayrılmakta; çalışma olgusuna değil, ücret ve prime esas kazanç unsurlarına ilişkin bir tespit davası niteliği taşımaktadır.


"Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının prime esas kazancının tespiti istemine ilişkindir." (10. Hukuk Dairesi 2024/12727 E.  ,  2025/3970 K.)


C. DAVA KONUSU BAKIMINDAN ORTAK NOKTALAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası, dava konusu bakımından farklı unsurlara odaklanmakla birlikte, temel amaç itibarıyla aynı sosyal güvenlik sisteminin korunmasına hizmet etmektedir. Her iki dava türü de sigortalının Sosyal Güvenlik Kurumu nezdindeki kayıtlarının gerçeğe uygun hale getirilmesini hedeflemekte olup, sigortalının sosyal güvenlik haklarının eksiksiz ve doğru şekilde tesis edilmesini amaçlamaktadır.


Bu kapsamda her iki davada da uyuşmazlık, işveren tarafından Kuruma yapılan bildirimlerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı noktasında ortaya çıkmaktadır. Bir başka ifadeyle, her iki dava türü de SGK kayıtlarının eksik veya hatalı tutulduğu iddiasına dayanmakta ve bu kayıtların yargı kararıyla düzeltilmesini amaçlamaktadır.


Ayrıca her iki dava da kamu düzenine ilişkin olup, yalnızca taraflar arasındaki özel hukuk ilişkisini değil, aynı zamanda sosyal güvenlik sisteminin işleyişini de doğrudan etkilemektedir. Bu nedenle her iki dava türünde de hâkimin maddi gerçeği ortaya çıkarmak adına daha aktif bir rol üstlenmesi gerektiği kabul edilmektedir.


Sonuç olarak her iki dava türü de sigortalının sosyal güvenlik haklarının korunması, Kurum kayıtlarının gerçeğe uygun hale getirilmesi ve sosyal güvenlik sisteminin doğru işlemesi ortak amacında birleşmektedir.


D. DAVA KONUSU BAKIMINDAN TEMEL FARKLILIKLAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası arasındaki temel farklılık, uyuşmazlığın merkezinde yer alan olgunun niteliğinden kaynaklanmaktadır. Hizmet tespit davasında dava konusu, sigortalının fiilen bir işyerinde çalışıp çalışmadığı ve bu çalışmanın başlangıç ile bitiş tarihleri iken; prime esas kazanç tespiti davasında dava konusu, sigortalının bu çalışma karşılığında elde ettiği gerçek ücret ve prime tabi kazanç unsurlarıdır.


Hizmet tespit davasında uyuşmazlık, sigortalılık ilişkisinin varlığına ve çalışma süresine ilişkin olup, çalışma olgusunun ispatı esas alınmaktadır. Buna karşılık prime esas kazanç tespiti davasında çalışma olgusu genellikle tartışmasız olup, esas uyuşmazlık işveren tarafından SGK’ya bildirilen ücretin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ve prime tabi ödemelerin eksik bildirilip bildirilmediği noktasında toplanmaktadır.


Bu yönüyle hizmet tespit davası, sigortalılık süresinin belirlenmesine hizmet ederken; prime esas kazanç tespiti davası, sigortalının emeklilik ve diğer sosyal güvenlik haklarının hesaplanmasına esas teşkil eden kazanç unsurunun doğru belirlenmesini amaçlamaktadır. Dolayısıyla biri çalışma süresine, diğeri ise çalışma karşılığındaki ekonomik değere (ücrete) odaklanmaktadır.


Sonuç olarak hizmet tespit davası “çalışmanın varlığı ve süresi”ni konu edinirken, prime esas kazanç tespiti davası “çalışmanın karşılığı olan gerçek ücret ve prime esas kazanç miktarı”nı konu edinmektedir. Bu nedenle iki dava türü, aynı sosyal güvenlik sisteminin farklı aşamalarına ilişkin tamamlayıcı nitelikte iki ayrı tespit davası olarak değerlendirilmelidir.


3. HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ AMAÇ VE KAPSAM BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ


A. Hizmet Tespit Davası:


Hizmet tespit davasının amacı, sigortalının fiilen bir işverene bağlı olarak çalıştığı halde Sosyal Güvenlik Kurumuna hiç bildirilmemesi veya eksik bildirilmesi nedeniyle, bu çalışma sürelerinin yargı kararı ile tespit edilmesidir. Bu dava türünde temel hedef, sigortalılık ilişkisinin varlığının ve süresinin belirlenmesidir. Dolayısıyla hizmet tespit davası, çalışma olgusunun ortaya konulmasına ve sigortalının hangi işyerinde, hangi tarihler arasında ve ne kadar süreyle çalıştığının tespitine yöneliktir.


Kapsam bakımından ise bu dava, yalnızca çalışma ilişkisinin varlığı ve süresi ile sınırlıdır. Mahkeme, sigortalının fiilen çalışıp çalışmadığını ve çalışma süresini deliller ışığında değerlendirerek Kurum kayıtlarının buna uygun hale getirilmesini sağlar.


"İş ve Sosyal Güvenlik Hukukunun temel ilkelerinden birisi de, işçi-sigortalı lehine yorum ilkesidir. İş hukukunun temel prensipleri arasında yer alan işçinin korunması ilkesinin bir sonucu olan işçi lehine yorum ilkesi, sosyal güvenlik hukukunda kendini sigortalı lehine yorum şeklinde göstermektedir. Sosyal güvenlik hukukunda genel amaç, bu haktan olabildiğince fazla kesimin yararlanabilmesi yani kapsamının genişletilmesidir. Diğer bir ifadeyle bu hukukun uygulanmasında esas alınacak temel ilkelerden birisi de şartlar elverdiği ölçüde sigortalı lehine yorum yapılmasıdır.Sosyal devlet; bireylere belirli bir sosyal güvenlik hakkı ve asgari gelir düzeyi öngören, sağlık ve refah hizmetlerinden serbestçe yararlanma ve belirli bir yaşa kadar eğitim olanağı sunan, bir takım sosyal riskleri önleyici tedbirler alan devlet anlayışıdır. Sosyal devlet olmanın bir gereği ve sonucu da, sosyal güvenlik hakkının tüm bireylere sağlanması ve güvence altına alınmasıdır. " (Hukuk Genel Kurulu 2015/2687 E.  ,  2019/446 K.)


B. Prime Esas Kazanç Tespiti Davası:


Prime esas kazanç tespiti davasının amacı, sigortalının fiilen çalıştığı kabul edilmekle birlikte, bu çalışmanın karşılığı olan gerçek ücretin ve prime tabi kazanç unsurlarının Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik veya yanlış bildirilmesi halinde, bu kazançların gerçeğe uygun şekilde tespit edilmesidir.


Bu dava türünde uyuşmazlık, çalışma olgusundan ziyade çalışmanın ekonomik karşılığı üzerinde yoğunlaşmaktadır. Sigortalının ücretinin, prim, ikramiye ve benzeri tüm kazanç unsurlarının doğru şekilde SGK kayıtlarına yansıtılması amaçlanmaktadır.


Kapsam bakımından prime esas kazanç tespiti davası, yalnızca ücret değil; sigortalının elde ettiği tüm prime tabi parasal hakları kapsayan daha geniş ve mali nitelikli bir inceleme alanına sahiptir.


"Davacının sigortasının bildirildiği dönemde davalı şirket tarafından 25.02.2019, 22.03.20 19... .04.2019 tarihlerinde davacının banka hesabına gönderilen paraların maaş açıklaması ile diğer dönemlerde davalı ... ve davalı Şirket tarafından 2018 yılında düzenli ve sürekli olarak birbirine yakıntutarlarda “Borç” açıklamasıyla para gönderildiği, 2019 yılı Ağustos ve Kasım aylarında yine “Borç”açıklamasıyla para gönderildiği, 2020 yılı Mart, Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında herhangi bir açıklama yapılmaksızın aynı tutarlarda düzenli olarak para gönderildiği, bu son 4 ayda gönderilen paraların bir kısmının geldiği gün itibariyle ve her ay aynı tutarlarda olmak üzere davacı tarafından 3’ü davalı iş yeriçalışanı olmak üzere toplam 4 kişiye aktarıldığı,davalı tarafça, davacının proje bazlı çalıştığı iddia edilmiş ise de ödemelerin aynı tutarlarda olması, davacının yaptığı projeler karşılığı ücret ödendiğine ilişkin bir kayıt olmamasına rağmen davalılar tarafından gönderilen paralara borç açıklaması yazılmasının ücret ödemesini gizleme amaçlı olduğu, davacı ilk 4 ayda (2018/2,3,4,5.aylarda) aylık 5.000,00 TL net ücretle çalıştığını iddia etmiş olup davacının banka hesabına 22.03.2018 tarihinde 14.660,00TL, 12.04.2018 tarihinde 330,00 TL, 24.04.2018 tarihinde 5.042,00TL, 30.04.2018 tarihinde 600,00TL, 22.05.2018 tarihinde 10.000,00TL, 22.05.2018 tarihinde 550,00 TL olmak üzere toplam 31.182,00 TL ödeme yapıldığı dikkate alındığında davacının ilk 4 ay aylık 5.000,00 TL net, 6.993,89 TL brüt kazançla çalıştığı iddiasının ispatlandığı," (10. Hukuk Dairesi 2025/7422 E.  ,  2025/13890 K.)


C. AMAÇ VE KAPSAM BAKIMINDAN ORTAK NOKTALAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası, amaç ve kapsam bakımından farklı alanlara odaklanmakla birlikte, ortak olarak Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının gerçeğe uygun hale getirilmesini hedefler. Her iki dava türünün temel amacı, sigortalının sosyal güvenlik haklarının doğru ve eksiksiz şekilde belirlenmesini sağlamaktır.


Bu kapsamda her iki dava da kamu düzenine ilişkin nitelik taşır ve yalnızca taraflar arasındaki özel hukuk uyuşmazlığını değil, sosyal güvenlik sisteminin işleyişini de doğrudan etkiler.


Sonuç olarak her iki dava türü de, sigortalının sosyal güvenlik haklarının korunması ve SGK kayıtlarının fiili duruma uygun hale getirilmesi ortak amacında birleşmektedir.


D. AMAÇ VE KAPSAM BAKIMINDAN TEMEL FARKLILIKLAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası arasındaki temel farklılık, her iki davanın odaklandığı hukuki menfaatin niteliğinden kaynaklanmaktadır.


Hizmet tespit davasında amaç, sigortalının fiili çalışmasının ve bu çalışmanın süresinin tespit edilmesidir. Bu nedenle dava, sigortalılık ilişkisinin varlığına ve zaman unsuruna odaklanmakta; çalışma olgusunun ispatı esas alınmaktadır.


Buna karşılık prime esas kazanç tespiti davasında amaç, sigortalının çalışmasının karşılığı olan gerçek ücretin ve prime tabi kazanç unsurlarının belirlenmesidir. Bu yönüyle dava, çalışma olgusunu değil, çalışmanın ekonomik karşılığını konu edinmektedir.


Kapsam bakımından hizmet tespit davası daha dar bir çerçevede yalnızca çalışma süresinin tespitine yönelik iken; prime esas kazanç tespiti davası, ücret, prim, ikramiye ve benzeri tüm parasal hakları kapsayan daha geniş ve mali bir değerlendirme alanına sahiptir.


Sonuç olarak hizmet tespit davası “çalışmanın varlığı ve süresi”ne odaklanırken, prime esas kazanç tespiti davası “çalışmanın ekonomik karşılığı”na odaklanmakta olup, amaç ve kapsam bakımından birbirini tamamlayan ancak farklı fonksiyonlar üstlenen iki ayrı dava türü niteliği taşımaktadır.


Hizmet tespit davasının amacı, sigortasız geçirilen çalışma sürelerinin SGK hizmet dökümüne eklenmesidir. Böylece işçinin sigortalılık başlangıcı veya toplam hizmet süresi doğru şekilde belirlenir.


Prime esas kazanç tespiti davasının amacı ise, işçinin gerçek ücretinin SGK kayıtlarına yansıtılmasıdır. Özellikle asgari ücret üzerinden gösterilip gerçekte daha yüksek ücret alan işçiler için bu dava büyük önem taşır.


4. HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ 5 YILLIK HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ


A. Hizmet Tespit Davası:


Hizmet tespit davasında hak düşürücü süre, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 86. maddesi kapsamında düzenlenmiştir. Buna göre, sigortalının çalıştığı hizmetlerin geçtiği yılın sonundan itibaren beş yıllık süre içerisinde dava açılması gerekmektedir.


Bu süre, hak düşürücü nitelikte olup mahkemece re’sen dikkate alınır. Sürenin geçirilmesi halinde dava hakkı ortadan kalkmakta ve sigortalının ilgili döneme ilişkin çalışma sürelerinin tespiti mümkün olmamaktadır. Ancak Yargıtay uygulamasında, Kurum denetim ve tespitlerine dayanan, belirli belgeler ve resmi başvurular, hak düşürücü sürenin değerlendirilmesinde önemli rol oynar. Bunlar Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde sayılan aylık sigorta primleri bildirgesi , dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs. hak düşürücü olan 5 yıllık süreyi kesen belgelerdir.


Dolayısıyla hizmet tespit davasında süre unsuru, davanın esasına etkili temel bir sınırlama olup, sigortalılık süresinin geriye dönük olarak tespit edilmesini doğrudan etkilemektedir.


"Somut olaya gelince, davacının 15.09.2009 - 01.08.2010 tarihleri arası hizmet tespiti talebi bakımından, davalı işyerinden işe giriş bildirgesinin düzenlenmemesi ve Kuruma herhangi bir şekilde hizmet bildirimi ile ücretinden prim kesintisi de yapılmaması, yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunmaması karşısında hizmet tespiti isteminin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğradığı açıktır." (10. Hukuk Dairesi 2023/146 E.  ,  2023/1392 K.)


B. Prime Esas Kazanç Tespiti Davası:


Prime esas kazanç tespiti davasında ise hizmet tespit davasındaki gibi açık ve bağımsız bir hak düşürücü süre düzenlemesi bulunmamaktadır. Bu dava türü, doğrudan 5510 sayılı Kanun’un 80. maddesinde düzenlenen prime esas kazanç hükümlerinden kaynaklanmakta olup, Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilmiş bir tespit davası niteliğindedir.


Bu nedenle prime esas kazanç tespiti davalarında genel olarak hizmet tespit davasındaki beş yıllık hak düşürücü süre uygulanmaz. Ancak uygulamada, zamanaşımı ve ispat güçlüğü gibi unsurlar değerlendirme konusu yapılmakta; özellikle uzun yıllar sonra açılan davalarda delil değerlendirmesi daha sıkı yapılmaktadır.


Bu yönüyle prime esas kazanç tespiti davasında süre, doğrudan davanın açılmasına engel bir hak düşürücü süre niteliğinde değil; daha çok ispat ve delil gücü açısından dolaylı bir etkiye sahiptir.


"Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının dava konusu yaptığı taleplerinin hak düşürücü süreye uğradığını, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, tanık beyanı ile ispatın mümkün olmadığını, davacının prime esas kazancının doğru olarak davalı Kuruma bildirildiğini, yeni bilirkişi raporu taleplerinin gerekçesiz olarak red edildiğini, sendikal alacaklar ile ayni yardımların prime esas kazanca dahil olmaması sebebiyle kazancın tespitine dair hesaplamaların hatalı olduğunu ileri sürerek davanın reddinin gerektiğini beyan etmektedir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, sigorta primine esas kazancın tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir." (10. Hukuk Dairesi 2025/1958 E.  ,  2025/15032 K.)


C. HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE BAKIMINDAN ORTAK NOKTALAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası, hak düşürücü süre bakımından farklı düzenlemelere tabi olmaktadır.


Her iki davada da temel amaç, geçmişe yönelik sosyal güvenlik kayıtlarının gerçeğe uygun hale getirilmesidir. Bu nedenle zaman geçtikçe delillerin zayıflaması, tanık beyanlarının etkisinin azalması ve ispat güçlüğünün artması her iki dava türü bakımından da önemli bir ortak sorundur.


Ayrıca her iki dava türünde de mahkemeler, sosyal güvenlik sisteminin sürdürülebilirliği ve kayıt düzeninin korunması amacıyla değerlendirme yaparken, maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına özel önem vermektedir.


D. HAK DÜŞÜRÜCÜ SÜRE BAKIMINDAN TEMEL FARKLILIKLAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası arasındaki temel farklılık, hak düşürücü süre rejiminin varlığı ve uygulanma biçiminden kaynaklanmaktadır

.

Hizmet tespit davasında 5510 sayılı Kanun’un 86. maddesi uyarınca açık şekilde düzenlenmiş beş yıllık hak düşürücü süre bulunmaktadır ve bu süre kesin niteliktedir. Sürenin geçmesi halinde dava hakkı ortadan kalkmaktadır.


Buna karşılık prime esas kazanç tespiti davasında kanunda açık bir hak düşürücü süre öngörülmemiştir. Bu nedenle dava açılması belirli bir süreye bağlanmamış olmakla birlikte, uygulamada ispat zorlukları ve delillerin zamanla kaybolması nedeniyle dolaylı bir zaman baskısı oluşmaktadır.


Sonuç olarak hizmet tespit davası kesin ve bağlayıcı bir hak düşürücü süreye tabi iken, prime esas kazanç tespiti davası süre yönünden daha esnek bir yapıya sahip olup, daha çok ispat gücü ve delil değerlendirmesi üzerinden şekillenmektedir.


Ayrıca, 506 sayılı Kanun'un 79. maddesinin 10. fıkrasında düzenlenen hak düşürücü süre 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesinin 9. fıkrasında da paralel şekilde düzenlenmiş olup bu fıkrada yer alan “...hizmetlerin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde...” ibaresinin Anayasaya aykırı olduğu iddiasıyla yapılan itiraz sonucunda, Anayasa Mahkemesinin 26.01.2011 tarih, 2008/109 E. ve 2011/25 K. sayılı kararında; “Hizmet tespiti davalarının, çalışanların Kurum kayıtlarına geçirilmemiş aylık kazanç toplamları ve prim ödeme gün sayılarının sigortalılığın hesabında esas alınmasına yönelik olmaları nedeniyle, sosyal güvenlik sistemi üzerindeki etkileri açıktır. Dolayısıyla bu davalar için öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin, sistemin süreklilik arz edecek şekilde veya makul olmayacak ölçüde uzun bir süre dava tehdidi altında tutulmasını önlemek suretiyle sosyal güvenlik sisteminin istikrarının sağlanması amacıyla getirildiği anlaşıldığından bunun bir sınırlama olarak nitelendirilmesi mümkün değildir.” (Hukuk Genel Kurulu 2015/2687 E.  ,  2019/446 K.)


5. HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ


A. Hizmet Tespit Davası:


Hizmet tespit davası kamu düzeninden olduğundan, delillerin değerlendirilmesi, esas olarak sigortalının fiilen çalışıp çalışmadığının ve çalışma süresinin belirlenmesine yöneliktir. Bu nedenle ispat konusu “çalışma olgusu” olduğundan, mahkeme geniş bir delil değerlendirme alanına sahiptir.


Bu kapsamda tanık beyanları, işyeri kayıtları, bordrolar, puantaj cetvelleri, giriş-çıkış kayıtları, komşu iş yerleri, SGK hizmet dökümleri ve gerektiğinde kolluk araştırmaları önemli delil araçlarıdır. Özellikle kayıt dışı çalışmanın söz konusu olduğu durumlarda tanık anlatımları büyük önem taşımakta, ancak tek başına yeterli görülmeyip diğer delillerle birlikte değerlendirilmektedir.


Mahkeme, hizmet tespit davalarında maddi gerçeği ortaya çıkarmak amacıyla resen araştırma ilkesini daha etkin şekilde uygulamakta; tarafların sunduğu delillerle bağlı kalmaksızın gerekli incelemeleri kendiliğinden yapabilmektedir.


"Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanunun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. 7.Taraf tanıklarının sözleri değerlendirilirken bunların inandırıcılığı üzerinde durulmalı, verdikleri bilgilere nasıl vakıf oldukları, işveren ve işçiyle, işyeriyle ilişkileri, bazen uzun yılları kapsayan bilgilerin insan hafızasında yıllarca eksiksiz nasıl taşınabileceği düşünülmeli ve tanıklar buna göre dinlenilmeli, re’sen araştırma kapsamında sadece taraf tanıkları ile yetinilmeyip mümkün oldukça işyerinin müdür, amir, şef, ustabaşı ve postabaşı gibi görevlileri ve o işyerinde çalışan öteki kişiler ile o işyerine komşu ve yakın işyerlerinde bu yeri bilen ve tanıyanlar dahi dinlenerek tanık beyanlarının sağlığı denetlenmeli ve çalışma olgusu böylece hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir." (10. Hukuk Dairesi 2025/12526 E. , 2026/995 K. )


"Yukarıda belirtilen maddi ve hukuki olgular ışığında, mahkemece resen araştırma ilkesi gereğince davacı ve davalı tarafların gösterdiği tanık beyanları ile yetinilmeyip, apartmanda dava konusu dönemde ikamet edenler arasından davacının hizmetlerini bilebilecek durumdaki kat maliki olmayan sakinlerinden de kanaat edinmeye elverişli sayıda tanık dinlenilmeli, keza yan ve civar apartmanlarda uzun yıllar oturan komşu ya da yakın yerlerde kayıtlara geçmiş kapıcı vs. çalışanlar da dinlenilmeli, davacının ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden de yararlanılarak, davacının apartmanda fiili olarak hangi tarihten itibaren oturduğu tespit edilmeli, ikamet ettiği dairenin ve davacının su, elektrik, telefon abonelik kayıtları ile ikametleri olarak görünen adreslerinde elektrik gaz ve su tüketimi yapıp yapmadıkları hususu da irdelenmek suretiyle işyerinin kapsam, kapasite ve niteliğine göre eylemli çalışmanın var olup olmadığı, sürekli veya kesintili olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, çalışma olgusu böylece hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde belirlenmelidir.Mahkemenin, yukarıda belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir." (10. Hukuk Dairesi  2021/8787 E.  ,  2022/1640 K.)


B. Prime Esas Kazanç Tespiti Davası:


Prime esas kazanç tespiti davasında delillerin değerlendirilmesi, sigortalının fiilen aldığı gerçek ücretin ve prime tabi kazanç unsurlarının belirlenmesine yöneliktir. Bu nedenle ispat konusu, çalışma olgusundan ziyade ücretin miktarı ve niteliği üzerindedir.


Bu davalarda bordrolar, banka kayıtları, ücret ödeme belgeleri, işyeri muhasebe kayıtları, SGK bildirimleri ve gerektiğinde emsal ücret araştırmaları temel delil araçlarıdır. Özellikle ücretin elden ödendiği veya gerçek ücretin bordrolara yansıtılmadığı iddialarında banka hareketleri ve tanık beyanları birlikte değerlendirilir.


Özellikle prime esas kazanç tespiti davalarında gerçekte alındığı iddia edilen ücrerin miktarının ispatı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 200. Madde kapsamında senetle ispat zorunluluğu bakımından değerlendirilmesi gerekmektedir. Senetle ispat zorunluluğu kapsamında senet olmadığında Hukuk Muhakemeleri Kanunu 201. Madde gereği senede karşı tanıkla ispat yasağı gündeme gelecektir. Bu durumda senede karşı ancak Hukuk Muhakemeleri Kanunu 202. Madde gereği delil başlangıcı ileri sürülerek tanık dinlenebilecektir.


Ayrıca mahkeme, prime esas kazancın belirlenmesinde emsal ücret araştırmasına başvurabilir ve işçinin yaptığı iş, kıdemi, sektördeki ücret düzeyi gibi kriterleri dikkate alarak gerçek kazancı tespit etmeye çalışır.


"8. Bu itibarla ücret miktarı HMK'nın 200. maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa tespiti gereken gerçek ücretin hukuksal geçerliliği haiz olarak düzenlenmiş olmak kaydıyla işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür.

9. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür (HMK md. 202).

10. Öte yandan 5510 sayılı Kanun'un 82. maddesinde prime esas günlük kazançların alt ve üst sınırları açıklanmıştır. Buna göre günlük kazancın alt sınırı HMK'nın 200. maddesinde belirtilen sınırı aşıyorsa ücretin yazılı delille saptanması gereğinin pratikte bir önemi kalmayacaktır. Zira 5510 sayılı Kanun'un 82. maddesinin 2. fıkrasında günlük kazançları alt sınırın altında olan sigortalılar ile ücretsiz çalışan sigortalıların günlük kazançlarının alt sınır üzerinden hesaplanacağı düzenlenmiştir." (Hukuk Genel Kurulu 2024/339 E.  ,  2025/579 K.)


"18. Hizmet tespiti davalarında davacı işçinin çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak ücretinin ve davalı ... Kurumuna davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla prime esas kazancın tespitinde gerçek ücretin esas alınması koşuldur. 19. Hizmet tespiti davasının niteliği gereği çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilmesine rağmen ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu değildir. Ücretin ispatında Hukuk Genel Kurulunun 07.02.2018 tarihli ve 2015/10-843 Esas, 2018/126 Karar, 05.11.2019 tarihli ve 2015/10-3509 Esas, 2019/1127 Karar, 17.05.2023 tarihli ve 2022/(21)10-650 Esas, 2023/483 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere HUMK 'un 288. maddesinde (HMK'nın 200. maddesi) yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. 20. Bu itibarla ücret miktarı HUMK'un 288. (HMK'nın 200. maddesi) maddesinde belirtilen sınırları aşıyorsa tespiti gereken gerçek ücretin hukuksal geçerliliği haiz olarak düzenlenmiş bulunmak kaydıyla işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticarî defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle ispatı mümkündür. 21. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için veya bu miktar üzerinde olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgelerin bulunması hâlinde tanık dinletilmesi mümkündür (HUMK md. 292, HMK md. 202)." (Hukuk Genel Kurulu 2023/608 E. , 2025/243 K.)


C. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ BAKIMINDAN ORTAK NOKTALAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası, delillerin değerlendirilmesi bakımından kamu düzenine ilişkin davalar olmaları nedeniyle benzer ispat kurallarına tabidir.


Her iki dava türünde de hâkim, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla geniş bir araştırma yetkisine sahiptir. Her iki davada da tanık beyanları önemli bir delil olmakla birlikte tek başına yeterli görülmemekte, diğer yazılı ve resmi delillerle desteklenmesi gerekmektedir. Ayrıca SGK kayıtları, işyeri belgeleri ve banka kayıtları her iki dava türünde de belirleyici deliller arasında yer almaktadır.


Bunun yanında her iki davada da mahkeme, delilleri serbestçe değerlendirir ve gerektiğinde resen araştırma ilkesini uygulayarak gerçeğe ulaşmaya çalışır.


D. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ BAKIMINDAN TEMEL FARKLILIKLAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası arasındaki temel farklılık, delillerin ispat etmeye yönelik olduğu hukuki olgudan kaynaklanmaktadır.


Hizmet tespit davasında deliller, sigortalının fiili çalışmasını ve çalışma süresini ispat etmeye yöneliktir. Bu nedenle tanık anlatımları ve fiili çalışma göstergeleri daha ön plandadır.


Buna karşılık prime esas kazanç tespiti davasında deliller, çalışmanın karşılığı olan ücretin gerçek miktarını ortaya koymaya yöneliktir. Bu nedenle banka kayıtları, bordro incelemeleri, muhasebe kayıtları ve emsal ücret araştırmaları daha belirleyici rol oynar.


"Hizmet tespiti davasının niteliği gereği çalışma olgusu her türlü delille ispatlanabilmesine rağmen ücretin ispatında bu denli serbestlik söz konusu değildir. Ücretin ispatında Hukuk Genel Kurulunun 16.04.2025 tarihli ve 2023/10-608 Esas, 2025/243 Karar; 17.05.2023 tarihli ve 2022/(21)10-650 Esas, 2023/483 Karar; 05.11.2019 tarihli ve 2015/10-3509 Esas, 2019/1127 Karar ile 07.02.2018 tarihli ve 2015/10-843 Esas, 2018/126 Karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere HMK'nın 200. maddesinde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır." (Hukuk Genel Kurulu 2024/339 E.  ,  2025/579 K.)


6. HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ SONUÇLARI BAKIMINDAN KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ


A. Hizmet Tespit Davası:


Hizmet tespit davasının kabulü halinde, sigortalının Kuruma bildirilmeyen veya eksik bildirilen çalışma süreleri yargı kararıyla tespit edilir ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarına işlenir. Bu karar sonucunda sigortalının hizmet dökümünde yer almayan çalışma süreleri resmen tanınmış olur.


Bu durum özellikle sigortalılık başlangıcı, prim ödeme gün sayısı ve emeklilik şartlarının belirlenmesi açısından doğrudan sonuç doğurur. Mahkeme kararı ile tespit edilen hizmet süreleri, sigortalının emeklilik hesabına dahil edilir ve sosyal güvenlik haklarının genişlemesini sağlar.


Dolayısıyla hizmet tespit davasının sonucu, sigortalının çalışma süresinin resmiyet kazanması ve sosyal güvenlik statüsünün güçlendirilmesi yönünde etkili olmaktadır.


B. Prime Esas Kazanç Tespiti Davası:


Prime esas kazanç tespiti davasının kabulü halinde, sigortalının gerçek ücretinin ve prime tabi kazanç unsurlarının Sosyal Güvenlik Kurumuna eksik bildirildiği tespit edilir ve Kurum kayıtları buna göre düzeltilir.


Bu kararın en önemli sonucu, sigortalının emeklilik ve diğer sosyal güvenlik haklarının hesaplanmasında esas alınan kazanç tutarının yükselmesidir. Çünkü prime esas kazanç, emekli aylığı, iş göremezlik ödeneği ve diğer sosyal güvenlik yardımlarının belirlenmesinde temel kriterdir.


Bu nedenle prime esas kazanç tespiti davası, sigortalının yalnızca hizmet süresini değil, aynı zamanda sosyal güvenlikten elde edeceği parasal hakların miktarını da doğrudan etkiler.


C. SONUÇLAR BAKIMINDAN ORTAK NOKTALAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası, sonuçları bakımından farklı etkiler doğurmakla birlikte, her iki dava türü de Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının düzeltilmesine hizmet eder. Bu yönüyle her iki dava da sigortalının sosyal güvenlik haklarının korunmasını amaçlayan tamamlayıcı nitelikteki hukuki yollardır.


Her iki davada da verilen mahkeme kararı, Kurum nezdinde bağlayıcı etki doğurur ve sigortalının sosyal güvenlik haklarının yeniden hesaplanmasına neden olur. Ayrıca her iki dava türü de kamu düzenine ilişkin olduğundan, sonuçları yalnızca tarafları değil sosyal güvenlik sisteminin tamamını ilgilendirir.


D. SONUÇLAR BAKIMINDAN TEMEL FARKLILIKLAR


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası arasındaki temel farklılık, mahkeme kararının sosyal güvenlik sistemi üzerindeki etkisinin niteliğinden kaynaklanmaktadır.

Hizmet tespit davasında verilen karar, sigortalının çalışma süresini ve prim gün sayısını artırarak emeklilik şartlarını doğrudan etkiler. Bu yönüyle dava, sigortalılık süresinin tespitine ilişkin bir sonuç doğurur.


Buna karşılık prime esas kazanç tespiti davasında verilen karar, sigortalının emeklilik ve diğer sosyal güvenlik haklarının parasal değerini artırır. Çünkü bu davada tespit edilen gerçek ücret, aylık bağlama oranı ve hesaplamalarda doğrudan belirleyici rol oynar.


Sonuç olarak hizmet tespit davası sigortalının “ne kadar süreyle çalıştığını”, prime esas kazanç tespiti davası ise “bu çalışmanın karşılığında ne kadar kazanç üzerinden işlem yapılacağını” belirlemekte olup, her iki dava farklı sonuçlar doğurmakla birlikte sosyal güvenlik sisteminin bütünlüğünü tamamlamaktadır.


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası birbirine yakın görünse de, biri çalışma süresini, diğeri ise ücretin doğruluğunu konu edinir. Bu nedenle her iki dava türü, işçinin sosyal güvenlik haklarının tam olarak korunabilmesi açısından farklı ancak birbirini tamamlayan hukuki yollar olarak değerlendirilmelidir.


7. HİZMET TESPİTİ VE PRİME ESAS KAZANÇ DAVASI ARASINDAKİ FARKLAR (KARŞILAŞTIRMA TABLOSU)


Kriter

Hizmet Tespit Davası

Prime Esas Kazanç Tespiti Davası

Konu

Çalışma süresi

Ücret (maaş)

Amaç

Sigortalılık günlerinin tespiti

Gerçek kazancın tespiti

Temel soru

Kaç gün çalıştım?

Ne kadar ücret aldım?

Etki

Emeklilik günü artırır

Emekli maaşını artırır

Deliller

Tanık, işyeri kayıtları

Bordro, banka kaydı, emsal ücret

Odak

Statü (çalışma varlığı)

Ekonomik değer (ücret)

Sonuç

Hizmet dökümü düzelir

Prim matrahı yükselir



                 İŞ HUKUKU UYUŞMAZLIĞI         ┌────────────────┴────────────────┐                                  │HİZMET TESPİTİ                   │ PRİME ESAS KAZANÇ                                     │"Çalıştım mı?"                   │ "Ne kadar maaş aldım?"                                │Sigorta günleri                  │Emekli maaşı                               │Tanık + kayıt                    │ Bordro + emsal ücret

8. HİZMET TESPİT DAVASI İLE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASININ BİRLİKTE AÇILMASI VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası, sosyal güvenlik hukukunda farklı hukuki menfaatleri korumakla birlikte, aynı çalışma ilişkisine dayanan kayıt uyuşmazlıklarını konu edinmeleri nedeniyle uygulamada sıkça birlikte gündeme gelebilmektedir. Bu nedenle söz konusu iki davanın birlikte açılıp açılamayacağı hususu, hem usul hukuku hem de sosyal güvenlik mevzuatı bakımından önem taşımaktadır.


Hizmet tespit davası, sigortalının fiilen çalıştığı halde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmeyen veya eksik bildirilen çalışma sürelerinin tespitine yönelik olup; prime esas kazanç tespiti davası ise bu çalışmanın karşılığı olan gerçek ücretin ve prime tabi kazanç unsurlarının belirlenmesine yöneliktir. Her iki dava türü aynı iş ilişkisine dayanmakta, ancak farklı hukuki unsurların tespitini amaçlamaktadır.


Bu çerçevede, yargı uygulamasında her iki davanın birlikte açılmasına hukuken engel bulunmamaktadır. Zira 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu kapsamında, aynı taraflar arasında bağlantılı taleplerin birlikte ileri sürülmesi mümkündür. Hizmet tespiti ve prime esas kazanç tespiti davaları da aynı çalışma ilişkisine dayanması ve birbirini tamamlayan nitelikte olması nedeniyle birlikte ileri sürülebilecek talepler arasında kabul edilmektedir.


Nitekim hizmet tespit davasında çalışma süresi belirlenirken, prime esas kazanç tespiti davasında aynı döneme ilişkin ücret ve kazanç unsurları değerlendirilmektedir. Bu nedenle iki davanın birlikte görülmesi, yargılamanın bütünlüğü ve maddi gerçeğin daha sağlıklı şekilde ortaya çıkarılması açısından da önem taşımaktadır.


Mahkeme, birlikte açılan bu davalarda hem sigortalılık süresine ilişkin delilleri hem de prime esas kazanca ilişkin delilleri birlikte değerlendirerek tek bir yargılama süreci içerisinde kapsamlı bir inceleme yapabilmektedir. Bu durum, çelişkili kararların önlenmesi ve yargılamanın etkinliği bakımından da önem arz etmektedir.


Sonuç olarak hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davasının birlikte açılması mümkündür. Bu iki dava türü, aynı çalışma ilişkisine dayanan farklı hukuki unsurları konu edindiğinden, birlikte görülmeleri hem usul ekonomisi hem de maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından uygun ve yerleşik bir uygulama olarak değerlendirilmektedir.


"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/998 E., 2024/2145 K.

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 20. İş Mahkemesi

SAYISI : 2023/447 E., 2024/11 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü;

I.DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının, 10.10.2009 tarihinden 08.09.2017 tarihine kadar davalılar ... ve ...’in evinde “temizlik görevlisi” olarak çalıştığını, davacının davalılar bünyesindeki çalışmasının 08.09.2017 tarihine kadar bilfiil ve aralıksız olarak devam ettiğini, talebi olmasına rağmen sigorta bildiriminin yapılmadığını, çalışması boyunca hep asgari ücretten fazla aldığını, en son ayrıldığı tarihte maaşının net 1.800,00 TL olduğunu ileri sürerek, davacının davalılar nezdinde 10.10.2009 08.09.2017 tarihleri arasında geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetleri ile prime esas gerçek ücretlerinin tespitine karar verilmesini istemiştir. II.CEVAP

1.Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; görev ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının tam zamanlı ve sürekli çalışmadığını, genel hizmet sözleşmesi koşullarının sağlanmadığını, davacının dava dilekçesinde beyan ettiği bilfiil ve aralıksız çalıştığına dair iddiaların gerçeği yansıtmadığını ve ispata elverişli dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

2.Fer'i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hak düşürücü süreden davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ

A. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında fiili çalışmanın Kurumca tespit edilmesi durumunda hizmet tespit davalarında hak düşürücü sürenin kesin bir şekilde uygulanmayacağının ve işlemeyeceğinin kabul edildiğini, Mahkemece eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu belirterek, kararın bozulmasını istemiştir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas gerçek ücretlerin tespitine ilişkindir.

1.Hizmet tespitine ilişkin talebin yasal dayanağı 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun geçiş hükümlerini içeren geçici 7. maddesi gereğince 506 sayılı Kanun'un 79/10. ve 5510 sayılı Kanun'un 86/9. maddeleri olup Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip gerek görüldüğünde kendiliğinden araştırma yapılarak delil toplanabileceği açıktır.

2.Hizmet tespiti davalarının amacı hizmetlerin karşılığı olan sosyal güvenlik haklarının korunmasıdır. Hizmet akdine dayalı çalışma olgusunun ispatında delil sınırlandırması yoksa da davacının Kurum sicil dosyası, işyeri özlük dosyası temin edilip işyerinin Kanun'un kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlendikten sonra iddia edilen çalışmanın başlangıç ve bitiş tarihleri, hangi işyerinde ne iş yapıldığı, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği, prime esas kazanca tabi ücretin ne olduğu, çalışmanın sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı eksiksiz bir şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır. about:blank 1/2 15.06.2026 20:39 about:blank

3.506 sayılı Kanun'un 79/10. maddesi hükmüne göre Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihi de kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Öte yandan, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2003/21-43 Esas, 2003/97 Karar ve 26.02.2003 tarihli kararında ayrıntıları açıklandığı üzere; kural olarak işe giriş bildirgeleri ve ücret ödeme bordroları sigortalının imzasını içermelidir. Sigortalı, anılan belgeleri hile, hata veya manevi baskı altında imzaladığını ileri sürmemiş veya imzanın kendisine ait olmadığını ya da kesintisiz çalıştığını söylememiş ise birden fazla işe giriş bildirgesinin varlığı ve işyerinden yapılan kısmi bildirimler, sigortalının o işyerinde kesintili çalıştığına karine oluşturur. Bu karinenin, aksinin, ancak, eş değer delillerle kanıtlanması gerekmekte olup tanık sözlerine değer verilemez. Bu halde ise hak düşürücü sürenin kesinti tarihleri dikkate alınarak her bir dönem bakımından ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekecektir.

4.İnceleme konusu eldeki davada, davacı 10.10.2009 – 08.09.2017 tarihleri arasında davalılar yanında geçen ve Kuruma bildirilmeyen hizmetleri ile prime esas gerçek ücretlerinin tespitini istemiş, Mahkemece yapılan yargılama sonucunda hükümde belirtilen gerekçelerle davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle gidilmiştir.

5.Dosyadaki kayıt ve belgelerden; 01.11.1972 doğumlu davacının talep edilen dönemde hizmet döküm cetvelinde 26.07.2012-28.09.2013 tarihleri arasında ... sicil sayılı dava dışı ... işyerinden hizmetlerinin bildirildiği, 07.03.2015-31.03.2016 tarihleri arasında Kurum denetmen raporuna istinaden ... sicil sayılı davalı ... işyerinden bildirimlerinin olduğu, 31.03.2016-14.04.2017 tarihleri arası dönemde bildirimi yapılan hizmetinin bulunmadığı, 14.04.2017 tarihinden itibaren dava dışı ... sicil sayılı ... A.Ş. işyerinden hizmetlerinin bildirilmeye başlandığı görülmektedir.

6.Somut olayda, Mahkemenin 10.10.2009 – 26.07.2012 tarihleri arasındaki dönemin hak düşürücü süreye uğradığından bahisle reddine dair verdiği karar yerindedir. Ne var ki, davacının 26.07.2012-28.09.2013 tarihleri arasında ... sicil sayılı dava dışı ... işyerinden bildirimleri olmakla birlikte, işbu dava ile davacının davalılar yanında kesintisiz çalıştığının iddia edilmesi karşısında, davacının beyanı alınarak bildirilen çalışmaların tespitini talep edip etmediği, bu kapsamda bildirilen çalışmaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığı sorulmalı, şayet dava dışı işyerinden yapılan bildirimlerinin gerçek bir çalışma olmadığının esasen anılan dönemde davalılar yanında çalıştığının ve dava dışı işyerinden yapılan bildirimlerin iptalinin istenmesi halinde, yapılacak araştırma ile 26.07.2012-28.09.2013 tarihleri arasında dava dışı işyerinden bildirilen çalışmaların gerçek bir çalışma olmadığının anlaşılması durumunda, bu dönemin kayden geçmiş olması gözetilerek, 26.07.2012-07.03.2015 tarihleri arasındaki çalışma süresinin hak düşürücü süre kapsamında kalmadığı gözetilmeli, öte yandan Kurum denetmen raporuna dayalı olarak 07.03.2015-31.03.2016 tarihleri arasındaki dönemin Kurumca tespit edilmiş olması karşısında, 01.04.2016 tarihinden sonraki çalışmaların hak düşürücü süre kapsamında değerlendirilemeyeceği açıktır.

7.Mahkemece yapılacak iş; yukarıda yapılan tespitler nazarında hak düşürücü süreye uğramayan dönemler yönünden işin esasına girilmeli, uyuşmazlık konusu husus hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde çözümlenip; toplanan deliller bir arada değerlendirilip takdir edilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmelidir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle,

1.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi." (10. Hukuk Dairesi 2025/2930 E. , 2026/1507 K.)


9. HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVALARINDA AVUKATIN ÖNEMİ VE HUKUKİ SÜRECİN PROFESYONEL YÖNETİMİ


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası, sosyal güvenlik hukukunun en teknik ve ispat yönü en ağır dava türleri arasında yer almaktadır. Bu davalar yalnızca işçi–işveren uyuşmazlığını değil, aynı zamanda Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının düzeltilmesini ve sigortalının gelecekteki emeklilik haklarını doğrudan etkileyen sonuçları da kapsamaktadır. Bu nedenle sürecin hatasız ve etkili bir şekilde yürütülmesi, hukuki bilgi ve tecrübe gerektirmektedir.


Bu tür davalarda yapılan küçük bir usul hatası dahi telafisi güç hak kayıplarına yol açabilmektedir. Özellikle hak düşürücü sürelerin varlığı, delil toplama sürecinin teknik niteliği ve ispat yükünün doğru yönetilmesi, sürecin profesyonel bir şekilde yürütülmesini zorunlu kılmaktadır.


A. HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ DAVALARINDA AVUKATIN ROLÜ


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davasının karşılaştırılması konusunda avukatın rolü, öncelikle sigortalının fiili çalışma olgusunu ispatlayacak delillerin doğru şekilde toplanması ve mahkemeye sunulmasıdır. Tanık beyanlarının belirlenmesi, işyeri kayıtlarının araştırılması, SGK hizmet dökümlerinin analiz edilmesi ve hak düşürücü sürenin doğru değerlendirilmesi bu sürecin en kritik aşamalarıdır.


Prime esas kazanç tespiti davasında ise avukatın görevi daha teknik bir boyut kazanır. Bu davalarda bordroların incelenmesi, banka kayıtlarının analiz edilmesi, emsal ücret araştırmalarının yapılması ve SGK bildirimleri ile gerçek ücret arasındaki farkın ortaya konulması gerekir. Bu nedenle sadece hukuki bilgi değil, aynı zamanda mali ve sektörel değerlendirme de gereklidir.


Avukat, bu süreçte yalnızca dava açan kişi değil; aynı zamanda delil stratejisini kuran, ispat yükünü yöneten ve mahkemeyi doğru hukuki sonuca götüren profesyonel bir temsilci konumundadır.


B. AVUKATSIZ YÜRÜTÜLEN DAVALARDA KARŞILAŞILAN RİSKLER


Hizmet tespit ve prime esas kazanç tespiti davalarının avukatsız yürütülmesi durumunda ciddi hak kayıpları yaşanabilmektedir. Yanlış açılan dava, eksik talep, süresinde yapılmayan başvuru veya yetersiz delil sunumu, davanın reddine yol açabilmektedir.


Özellikle prime esas kazanç tespiti davalarında, gerçek ücretin ispatı teknik bir inceleme gerektirdiğinden, banka kayıtları ile SGK bildirimleri arasındaki farkın doğru analiz edilmemesi davanın kaybedilmesine neden olabilmektedir. Benzer şekilde hizmet tespit davalarında da tanıkların hukuken yeterli şekilde dinletilmemesi veya süre şartının yanlış değerlendirilmesi geri dönülemez sonuçlar doğurabilir.


C. AVUKAT DESTEĞİNİN HUKUKİ SONUÇLARA ETKİSİ


Bu davalarda avukat desteği, yalnızca davanın kazanılması açısından değil, aynı zamanda sigortalının uzun vadeli sosyal güvenlik haklarının korunması açısından da belirleyicidir. Doğru kurulan hukuki strateji sayesinde hem hizmet süreleri hem de prime esas kazançlar gerçeğe uygun şekilde tespit edilerek emeklilik ve diğer sosyal güvenlik hakları güvence altına alınır.


Ayrıca avukat, Yargıtay içtihatları ve güncel mevzuat ışığında davanın yönünü belirleyerek, mahkemenin doğru hukuki çerçevede karar vermesine katkı sağlar. Bu yönüyle avukatlık hizmeti, davanın teknik niteliği nedeniyle bir tercih değil, fiilen bir zorunluluk haline gelmektedir.


10. SONUÇ: HİZMET TESPİT VE PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVALARINDA BÜTÜNCÜL DEĞERLENDİRME


Hizmet tespit davası ile prime esas kazanç tespiti davası, sosyal güvenlik hukukunda sigortalının gerçek çalışma hayatının ve bu çalışmanın ekonomik karşılığının doğru şekilde belirlenmesini amaçlayan iki temel tespit davasıdır. Yapılan karşılaştırmalı incelemeler sonucunda görülmektedir ki, her iki dava türü farklı hukuki unsurlara odaklansa da ortak bir hedef doğrultusunda birleşmektedir: Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarının gerçeğe uygun hale getirilmesi ve sigortalının sosyal güvenlik haklarının eksiksiz şekilde korunmasıdır.


Hizmet tespit davası, sigortalılık ilişkisinin varlığını ve süresini ortaya koyarak çalışma olgusunu hukuken görünür hale getirirken; prime esas kazanç tespiti davası, bu çalışmanın ekonomik değerini, yani gerçek ücret ve prime tabi kazanç unsurlarını tespit etmektedir. Bu yönüyle her iki dava, sosyal güvenlik sisteminin birbirini tamamlayan iki ayrı ayağını oluşturmaktadır.


Yapılan değerlendirmeler göstermektedir ki, bu davalar yalnızca teknik hukuki uyuşmazlıklar olmayıp, aynı zamanda bireyin emeklilik, malullük ve diğer sosyal güvenlik haklarını doğrudan etkileyen sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle delillerin doğru değerlendirilmesi, süre şartlarının gözetilmesi ve hukuki sürecin profesyonel şekilde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.


Maaş ve bordronun hukuki temelleri için "SOSYAL GÜVENLİK KURUMUNA BİLDİRİLEN MAAŞ VE BORDRODA YER ALAN ÖDEMELER NELERDİR? PRİME ESAS KAZANÇ NEDİR?" başlıklı makalemizi okumak için "https://www.avukatyildirimyildirim.com/post/maas-bordro-prime-esas-kazanc-odemeler" linke tıklayarak okuyabilirsiniz.


Prime esas kazanç tespiti davası hakkındaki makalemizi okumak için "MAAŞIM DÜŞÜK GÖSTERİLİYOR, HAKLARIM NELERDİR? (PRİME ESAS KAZANÇ TESPİTİ DAVASI)" başlıklı yazımızı https://www.avukatyildirimyildirim.com/post/maasim-dusuk-gosteriliyor-haklarim-nelerdir linke tıklayarak okuyabilirsiniz.


Hizmet tespit davası için daha ayrıntılı bilgi için "SİGORTASIZ ÇALIŞTIRILDIM, HAKLARIM NELERDİR? HİZMET TESPİT DAVASI" başlıklı yazımızı https://www.avukatyildirimyildirim.com/post/sigortasiz-calistirildim-haklarim-nelerdir-hizmet-tespit-davasi linke tıklayarak okuyabilirsiniz. Ayrıca hizmet tespit davası ve prime esas kazanç tespiti davası için Av. Pınar SORAN'ın videolarını da izlemenizi tavsiye ederiz.


Sonuç olarak hizmet tespit ve prime esas kazanç tespiti davaları, sosyal güvenlik hukukunun en kritik tespit mekanizmaları arasında yer almakta olup, hem bireysel hakların korunması hem de sistemin doğru işlemesi açısından vazgeçilmez bir işlev üstlenmektedir. Bu süreçte doğru hukuki strateji ile hareket edilmesi, sigortalının gelecekteki sosyal güvenlik haklarının güvence altına alınmasının temel şartıdır.

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page